BÜYÜK KADIN İSTANBUL

 

           Fetih edileli kaç zaman geçti, kaç asır koynunda neler sakladın; en geniş yarınlara, en dar soluklara. Köhne balıkçı teknelerine takıldı ruhum en acımasız sıkıntılı gecelerime. Bir ben kaldı sana sığmayalı, kalmaya değil, görmeye geleceğim seni. En içten beni anlatmaya geleceğim sana ey güzel İstanbul. Anılarımı ellerimle yazıp, beynimle taşıyıp, yüreğimle sana taşıyacağım ezik, kırgın, yorgun ama umutla geleceğim sana İstanbul.

 

           Gençlik yıllarımın yılda bir yolculuğunu yaptığım, üzerime aldığım giysilerimle Kadıköy, Beyoğlu vitrinlerine özlemimle, dumanlanmış sevdamla başımı alıp sana geleceğim İstanbul, büyük metropol bir mavi trenle taşıyacağım kendimi sana beklersen eğer, bekliyorsan... Gelişim zor olacak gidişim kolay olsun isteğim.

 

          Koltuğumun altına destelediğim dizgilerimi, yaşanmış her noktamda gerçeğinden ürettiğim, anımsayabildiğim iz bırakan tüm acılarımla, sevinçlerimle koşacağım sana bir Aralık sabahında.. heyecanla, umutla, umutsuzlukları bir yana atarak elimi uzatacağım sana tüm inancımla. Koynunda gizli tüm gizemimle, gizeminle büyülenmek için yola çıkacağım sevgiyle, umutla, güvenle. Ankara darılmasın diye bir solukta, ayak üstü uğrayarak gelmeliyim sana. Yüreğimin, beynimin korunmuş hafızalar girdabımdaki anıların tazeliğiyle duygu yüklü bir kadın olarak geleceğim sana büyük kadın İstanbul.

 

          Yıllar önce dolaştığım o kaç tepeden anılarımla, hüzünlerimle, kayıplarımla, derbederliğimle geleceğim tüm gizemimle, gizliliğimle ama, ellerimde derlenmiş anılarımla... Sana satmaya geleceğim en saklı anılarımı, en umarsız sevgilerimi, kimi yazılmış, kimi unutulmuş kelimelerimi tüm cesurluğumla yaşadıklarımı seninle paylaşmaya geleceğim. Bir de bakarsın çok şey tutarda ben’ de gizlenirim bir köşesine tozlu rafların, kitapçıların kim bilir. Beklemesen de geleceğim! Hani bir küçük geminin bir rıhtıma, bir limana girişi, bekleyişi gibi... Olmaz mı...

Paylaş: