Hakkında

Nesrin Özyaycı
Kimdir?

Nesrin Özyaycı

Nesrin Hakkında “ Happy I’m still writing - it is good for the soul :)
Halen yazıyorum, mutluyum-Yazmak ruhuma iyi geliyor

“Zulme sessiz kalan bir gün zulme uğrar, haksızlığa karşı durmak insanın onurudur. N.Ö.”

Nesrin ÖZYAYCI

Hacettepe Üniversitesinden mezun oldu. Bir dönem Gaziantep Anadolu Lisesi’nde İngilizce öğretmenliği yaptı. ODTÜ Lisan okulu’nda Öğretim görevlisi olarak çalıştı. ODTÜ bursuyla Institute for Technical Teachers Training Course, Lancaster Üniversitesi/ İngiltere de eğitimini sürdürdü.

ODTÜ’de “Language Teaching” konusunda yüksek lisansa devam etti. YÖK’ten hemen sonra işine bir yılbaşı günü son verildi. Daha sonra ODTÜ’deki görevine Yargıtay kararıyla yeniden başladı, ancak yirmi dakikalık çalışma sonunda istifa etti. Gaziantep’te Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı; BİEM Bilgisayar İngilizce Eğitim Merkezi’nin kuruculuğunu/Müdürlüğünü yaptı.

33 yıllık iş yaşamında üç istifa dilekçesi verdi; ODTÜ, SANKO; BİEM...(istikrar)

28 yıllık iş kadınlığı görevini, Şubat 2012’de daha iyi yazabilmek amacıyla bıraktı. Kızlarının... hocalarının/ustalarının/dostlarının isteği oldu sonunda. İlk defa kendi isteğiyle kendi işinden keyifle istifa etti. Mutlu "aşka dönüş" yaptı "hoş buldum" ( : ), ölene kadar sözleşmesi var Allahla yazmak adına, sağlıkla yaşarsa elbette...

Karlı bir 2012,Şubat başı akşamında işletmesini, evini Suriyeli mültecilere dağıtıp tabiri caizse ceketini, 4 kitabı eline alıp yola koyuldu. Uyuyabilmek ne mümkün! Antep'e veda etti babasına, onca "ölümü göresin gitme..." ısrarlara rağmen... Soluğu kızının öğrencisi olduğu Eskişehirde aldı. Nuh Tufanı bir uğurlamaydı, Allah kimseye yaşatmasın, yada ne bileyim ::)) 12 Eylül darbesi ardına ODTÜ'de hocalığından alındığı 31. Aralık.1983 gecesinden beterdi o veda! Yaşadığı “Şerler” ona “hayırlar” getirdi.

Yabancı dostlarına uzunca maille Sürgün/Göç nedenlerini anlattı, destekler çok anlamlıydı;

"...I gave up my job to write better. I moved from Gaziantep to Eskişehir and living with my younger daughter there on february 2012. I moved to escape all of my memories like The Hairy Ape (1922) is an expressionist play by Eugene O'Neill…/…Daha iyi yazabilmem için Şubat 2012’de Gaziantep’ten Eskişehir’e küçük kızımın yanına taşındım. Eugene O’Neill’in (1922) de expressionist Tüylü Goril oyununda yazdığı gibi tüm anılarımdan, sosyal baskılardan kurtulmak için kaçtım…Nesrin Özyaycı”

Göçerken umudu; arkasında bıraktıklarını özlemle/hasretle/acıyla daha iyi yazabilmekti!Porsuk, Alleben kardeşler ancak Nazım Hikmet, Necip Fazıl sürgünüydü yaşadığı...Başakla Eskişehir'de, Işıl'ın seçip, kolilerle kargoyla gönderdiği kitapları okuyarak rahatlar. Orada geçirdiği tek Ramazan'da doktoru Rıfat İnci’nin onca aramasına/feryadına rağmen Kuran'ı üç defa hatmeder , Ramazan'ı iki gün üst üste oruç tutarak nefsini terbiye eder... Kerbela yangınına tutuşmak neyse!
...
Eskişehir, Yunus Emre buluşmasına, babasının ısrarına dayanamayıp altı ay sonra sevgilisi Antep taşrasına kavuşur. Dört ay sonra 5.Ekim.2013te Hemingway, "Slahlara Veda/ a farewell to arms" sonbaharında anlattığı gibi Allahtan sonra ikinci dostu babasını uğurlar...

Babasının ölümüyle cağıl cağıl ağlamanın acısıyla yeniden doğduğunu düşünüp yazıya yoğunlaşır... Çok Şükür/Thanks God

Alleben’e sıfır, yemyeşil Kavaklık ortasında, kulübesinde yaşıyor… Evinin bir sokak ötesinde Mahzuni’nin Antep’te yaşadığı/besteleri eviyle komşular.
...
Mayıs 2002 tarihinde “IŞIK” şiir kitabı, Gaziantep Gaziyurt matbaası, Temmuz 2003’te “KANKA” anı kitabı, Can Yayınları, Şubat 2005 yılında “ALLEBEN’de BOĞULMAK” öykü kitabı, Kum Yayınları, Mayıs 2007 tarihinde “IŞIK II” şiir kitabı Amerika’da Infinity Yayınevi tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Yayınlanmış olan öykü kitabını geliştirerek “…ÖLMESEYDİ” öykü /anlatı kitabı Eylül 2008 tarihinde Messel/Almanyada Havuz yayınları tarafından yayınlandı.

“Ekim 2006 yılında daha henüz yola koyulmuşken, İhsan Işık tarafından hazırlanan Türkiye Edebiyat Kültür ve Bilim Adamları ansiklopedisinde biyografisi ve “Kuşlar” öyküsü yayınlanmıştır. http://www.dr.com.tr/kitap/turkiye-edebiyatcilar-ve-kultur-adamlari-ansiklopedisi-10-cilt-/%C4%B1hsan-%C4%B1sik/prestij-kitaplari/diger-prestij-/urunno=0000000223984”

Yerel, ulusal, evrensel edebiyat dergilerinde, gazetelerde yazıları, yazıları ile ilgili eleştiriler, bireyin, toplumun sosyo –kültürel değişimleri ile ilgili şiir, deneme, öykü yazıları yayınlanmaktadır.

Şubat 2012 tarihinden bu yana onulmaz sıkıntıları arasında “… ölmeseydi” kitabının İngilizce çevirisiyle uğraştı “…wish she were alive/…ölmeseydi” yayın aşamasındadır.

2013'ten günümüze "Ayyuş/Göç", Türkçe/İngilizce çalışmasıyla uğraşmakta. 2016'da biteceğe benziyor. Hayırlısı... İki bölümlük farklı yazın türlerine açılan bir çalışmam… Şiirsellik hakim elbette.

I.Bölüm

“Ayyuş”: Osmanlının iffetli Katherinası
Asırlık kadın. Torunun torunu Meryem on yaşındaydı öldüğünde. Sağ bacağının kaval kemiğinde, Antep savunmasından kalan Fransız mermisiyle ölür. Babamın ninesidir…”

II. Bölüm

“GÖÇ “: "...Gazeteci Ziynet’in yaşamının en ağır yılıydı Eskişehir’de. Dünya kadar “siyasi/zina/ihanet/aldatma” yazıları gerekçesiyle sayısız davalarla yargılanır. Ağırdır! uzun soluklu, yargılanır...

Ziynet hukuk nasılmış öğreniyor, anlıyor hayat donanımı/birikimiyle…
Adliye koridorlarını tanımak en ağır bedeli istiyor...

Üst üste gelen sıkıntılı acılarla sağlığı iyice bozulur. Allahın yardımı, doktoru X’in tedavisiyle yeniden doğar (!)

Ziynet aleyhinde yapılan sayısız suçlamalar, operasyonlar/spekülasyonlar onu susturamaz!
Özellikle çok sevdiği/üzerinde çalıştığı "sokak çocuklarıyla" ilgili iğrenç aşşağılanmasına, suçlamalara/maillere, dostlarıyla hayretlerle bakıyordu... Çirkin saldırıları yapan dost bildikleriydi üstelik!

Onları Allahın yüce Adaletine havale etmek doğrusu…

"wait and see/bekle ve gör"

...Onlara göre Ziynet’in zedelenmesinin/yıpranmasının nedenidir "…" yazılarıyla... Aksine ...Filistin/Savaş Çocukları görevinin ardına aldığı sayısız "TEBRİKLER", mailler, kutlamalar çoğunluğu sevindirir. Özellikler siyaset’in, ihanet’in/zina’nın çocukları bayram etti/edecek o yazılara. Duruşma günlerinde sayısız dostları, Amerika/Almanya basın desteği çok anlamlıydı. Sevgili Ali Rıza “abla içeri girersen canını sıkma, çiçeklerin benden…” nasıl unutulur güzellikler!


Öyle davalar vardır ki servetinizi aşar para cezası, müebbetle yargılanırsınız! İnsan Hakları Mahkemesinde aklanırsınız, Allah korusun…

“…Anyway/herneyse geçti gitti. Allah yazmamı istediği için yazdım, yargılandım… Kaderimdir yaşadıklarım diye haykıran kadınlar...İnsan böyle düşünüyor/yazıyor diye nasıl yargılanabilir? İnsan’ı yargılamak Allah’a…” Ziynet

“…uğraşmalı, didinmeli yaşam sürecinde. Dilerim ki ölüm beni lahanalarımı dikerken bulsun. Ne ölüm umurumda olsun, ne de yarım kalmış bahçem…”Montaigne

I agree with Montaigne/Montaigne ile aynı fikirdeyim.

Thanks God(!) “ Nesrin ÖZYAYCI

Kısaca Nesrin’in İngilizce biyografisi;

About Nesrin-ZEUGMA Ozyayci:In brief
Bussineswoman | Author | Gaziantep/Turkey
Nesrin Özyayc? (1955-...)
Born in Gaziantep. Graduated from Hacettepe University, the Department of English Philology. She worked as a lecturer in Middle East Technical University, and continued her education in England with METU scholarship.

After the Institution of Higher Education was founded, she resigned from her job in METU. She's now continuing to be a businesswoman in Gaziantep as the manager, teacher and the administrator of BIEM Courses (Computing&English Education Center). She has received invitations and scholarships from abroad, but she was not able to attend due to various reasons.

Her published books are "Işık" (poetry), "Kanka" (reminiscence), "Alleben'de Boğulmak" (story), "Işık II" (poetry) and “wish she were alive”(story). In October 2006, her biography and her story "Kuşlar" were published in Encyclopedia of Turkish People of Literature, Culture and Science.

Her writings, her critics about her writings; her poems, essays and stories dealing with socio-cultural changes of society are still being published in local, national and universal literature magazines, anthologies and newspapers. She's got two daughters.
http://www.changemakers.com/user/27202

ÖDÜLLERİ:

“Kitaplarıyla bizzat "ödül" yarışmasına katılmadı...
1. Sabit İnce yazı ustası isteğiyle 2. Kitap çalışması “KANKA” anı kitabı Sabit İnce Edebiyat ödüllerine aday gösterilir. Deneme dalında 2.olup, birinciye layık eser yoktur yarışmada… Tören Antalyada olduğundan iş yoğunluğundan gidemez ödülü Antep’e gönderilir.

2. “Fındıkkıran” başlığında öyküsü Dursaliye Şahan arkadaşının gönderisiyle, Nimet Çubukçu nun da içinde bulunduğu yarışma, özel jürisi tarafından telefonla Ankaraya davet edilir. Hacettepe, ODTÜ/Ankarayı özlem bahanesiyle gidip, katıldığı için bir teşekkür belgesi verilir.

Sadece bir yazısıyla öykü yarışmasına katıldı:
"Robotik İşletme" öykü yazısı için jüriden gelen yanıt : Robotik İşletmeyi TUBİTAK kurumuna gönderin oldu, göndermedi... “

Sayısız olumlu kritik/eleştiri yazıldı yapıtlarına, sıradışı etkilendiği ONUR ÖDÜLÜ İngilizce/Türkçe aşağıdadır:

"Dear Nesrin,

CONGRATULATIONS, YOUR BOOK IS PUBLISHED!

We are very happy to inform you that your book is now officially published and will be uploaded to our web site by Friday afternoon. As a published author, you now have something in common with Dickens, Woolf, Kipling, Cummings, and Lawrence...
...
“John Harnish, Alex Hawley, Michelle Shane/Infinity Publishing House Pensilvania/U.S. imzalı Antep’e gelen 4 sayfalık e-mail/mektup;

TEBRİKLER ! KİTABINIZ BASILDI !

Sevgili Nesrin,
Kitabınızın resmi olarak basıldığını ve cuma akşamına kadar internet sitemizde yerini alacağını size bildirmekten dolayı çok mutluyuz. Kitabı basılmış bir yazar olarak artık sizin Dickens, Woolf, Kipling, Cummings ve Lawrence ile ortak bir noktanız var.
...
...
"Kendini Anlat" konferanslarının sponsoru Infinity Yayınevi'dir ve bu konferanslar öğrenme ve ağ kurma için muazzam kaynaklardır.Daha fazla bilgi için http://www.authorsconference.com/ Sizi orada görmeyi umuyoruz !
Konferansımıza katılmak için şimdi planlarınızı yapmaya başlayın. Bu yaptığınızdan memnun kalacaksınız.....Sizi dünyadan 60 bilim adamı, yazarın davetli olduğu Philadelphia’da konferansa bekliyoruz...

John Harnish, Alex Hawley, Michelle Shane/Infinity Publishing House Pensilvania/ U.S.”
İş yoğunluğundan, lisedeki kızını bırakıp gidemedi. Yol göründü gibi artık.
Yaşamımda hiçbirşey beni bu tebrik kadar ağlatamadı

İŞ-EDEBİYAT YOLCULUĞUNDA KARŞILAŞTIKLARINDAN (birkaçı):
İş Kadını olarak sayısız Ödüller aldı, ancak bunları Organizasyonların önünde almayı istemedi…
1. “ Gaziantep Ticaret OdasıYönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslandan Özyaycı'ya kutlama:
Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan, Gaziantepli şair, öykücü ve İş kadını Nesrin Özyaycı'nın 'Işık 2' adlı eserinin dünyaca ünlü Amerikan Infinity Yayınevi tarafından Türkçe olarak bastırılıp, piyasaya sürüldüğünü belirterek, Özyaycı'nın elde ettiği başarı ile Türkiye'de bir ilke imza attığını dile getirdi. Aslan, yaptığı yazılı açıklamada, Özyaycı'nın, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bölgemizde kadın kimliği ile önemli bir başarıya imza atarak, Anadolu'daki yazarların ve tüm Gazianteplilerin gururu olduğunu, kendisini yürekten kutladığını bildirdi. Gaziantep’li Şair ve Yazar Nesrin Özyaycı'nın Işık 2 adlı şiir kitabının dünyaca ünlü bir yayınevi tarafından ücretsiz olarak bastırılıp, piyasaya sürülmesinin küçümsenmeyecek bir başarı olduğunu anımsatan Aslan, Nesrin Özyaycı'nın, elde ettiği bu başarıyla Türkiye'de bir ilke imza attığını, dünyaca ünlü bir yayınevinin bir Türk yazarın, eserini yayınlamaya uygun bulması ve üstelik baskıyı Türkçe yapmasının büyük bir olay olduğunu vurguladı.

Aslan, kısıtlı imkanlarla birçok öykü, deneme ve şiir kitabına imza atan Özyaycı'nın bugüne kadar yazdığı öykü kitaplarıyla kendi kabuğu içinde kalmayan, Anadolu'dan çıkmış önemli bir şair ve yazar olduğuna dikkat çekerek, açıklamasında şunlara yer verdi: ''Sayın Özyaycı, şiir ve öykülerinin yanı sıra farklı konulardaki makalelerini de ansiklopedilerde, edebiyat dergilerinde, gazetelerde beğeniyle okuduğumuz genç ancak, usta bir kalemdir. Özyaycı, elde ettiği bu başarısı ile Anadolu'daki edebiyatçıların ve edebiyatseverlerin gurur kaynağı olmuştur. Nesrin Özyaycı, elde ettiği bu başarısı ile 'Türkiye'de yazar sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden çıkar' olgusunu da yıkıp, Anadolu'daki tüm yazarlarımızı gururlandırıp, yüreklendirmiştir. Sanatın bir toplumun ilerlemesindeki önemi ve vazgeçilmezliği yadsınamaz bir gerçektir. Ulu Önder Atatürk, sanatın toplumlar için önemini 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur. Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur' sözleriyle net bir şekilde ifade etmiştir. Bu sebepledir ki, Türk Toplumu olarak ülkemizin geleceği için yeni yetişen nesillerimizi sanata duyarlı, sanatın her dalında etkin bireyler olarak yetiştirmek durumundayız. Aksi takdirde, büyük önder Atatürk'ün de ifade ettiği gibi toplumsal felaket kaçınılmaz olacaktır. Odamız üyelerinden olan şair ve yazar Nesrin Özyaycı'ya sanat dünyasında yürüdüğü bu ışıklı yolda yeni başarılar diliyor, şahsım ve GTO adına kendisinin her zaman destekçisi olduğumuzun bilinmesini istiyorum.'' Aslan, Işık 2 adlı şiir kitabı dünyaca ünlü edebiyat sitesi www.amazon.com ve Nobelli yazarların tanıtıldığı www.bn.com adlı sitenin yanı sıra birçok edebiyat sitesinde yayınlanıp, satışı yapılan Özyaycı'nın, 27 Eylül 2007'de Philadelpia'da düzenlenecek olan ve tüm dünya ülkelerinden sadece 60 yazar - bilim adamının davet edildiği 'Dünya Yazarları Konferansı'na davet edilmesinin de kendilerini ayrıca gururlandırdığını kaydetti. “

Gaziantep Ticaret Odası Başkanı, Sn.Mehmet Aslan tarafından YAZAR-İŞ KADINI olarak yayınlanan basın bülteni:

Bülten Ulusal, bölgesel, yerel gazetelerde baş sayfada yayınlandı :
“Haberlerden bir başlık:
Zeki GÜNAY/GAZİANTEP (DHA)
“Gaziantepli şaire ABD’den davet
Anadolu’nun gururu oldu…””
Sn:memet bey gitmesekte kalmasakta GTO bizim köyümüzdür(!)

2. “Sn Nesrin Özyaycı
Gerek Valiliğimizle bağlı olarak çalıştırdığınız BİEM kurumu, gerekse Kültür Sanat olarak kentimize verdiğiniz hizmetler mühim. Cesur yazılarınız ışığında daha ışıklanacak T.C. Çalışmalarınızı takdirle izliyorum, unutmayın yalnız değilsiniz, yanınızdayız. Nice umutlu yazılarınıza, bir gün mutlaka kutlayacağız…

En iyiyi, güzeli hak ediyorsunuz…
Saygıyla
Gaziantep Valiliği, Gaziantep Vali Yardımcısı Sn.Gökhan Velikişioğlu

3. “…Odamız güzide üyesi Nesrin Özyaycı, girişimcilere İş Kadını olarak sergilediği örnek tutumlarıyla, Gaziantep İş Dünyasına kattığı çalışmalarla, Odamıza İngilizce konularında verdiği çeviri desteğiyle, Kitap çalışmalarla Gaziantep’in Kültürel yapısına kattıklarınızla …

Teşekkürler.
Saygılar
Mesut Ölçal”

Gaziantep Ticaret Odası, Genel Sekreteri Sn.Mesut Ölçal

4. “Sn.Nesrin ÖZYAYCI;
BİEM olarak Gaziantep Sanayiisine İngilizce, Bilgisayar eğitimleriyle katkılarınızdan, Sanayii Odası web sitemiz için verdiğiniz hizmetlerden, kitap çalışmalarınızdan dolayı

Teşekkürler
saygıyla
Kürşat Göncü”

Gaziantep Sanayii Odasından, Genel Sekreteri Sn. Kürşat GÖNCÜ

5. “Sn.Nesrin ÖZYAYCI
BİEM olarak kuruluşunuz 1984’den bu yana, gerek Gaziantep’te İngilizce, Bilgisayar eğitimine göstermiş olduğunuz titiz çalışmalar, gerekse mevzuat’ın gerektirdiği formaliteleri uygulayarak Gaziantep’te başarıyla yürüttüğünüz BİEM, kitaplarınızı, Gaziantepli olarak verdiğiniz eğitim çalışmalarınızla kentimizin adına yakışan biri olarak… En iyisine…

başarılarınızı takdirle karşılıyoruz…”

Gaziantep İl Milli Eğitim Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı,
Mesut Aykaç.

Ödül’ü alıp beni Valilik Onur kapısından uğurlamanız onurumla, saygılar hocam…

6. Ömer KADAYIFÇI; Gaziantep Ticaret Odası Meclis yardımcısı, Zirve Üniversitesi Mütevelli Heyet yardımcısı, GÜNEŞ BİLGİSAYAR/Antep yetkilisi…
BİEM’i kapatmam, ordan uzaklaşmamın beni rahatlatacağı düşüncesi sizi sevindirmiştir. Zorlu çalışma günlerimde beni Zirve Üniversitesiyle buluşturup, ayağı Amerika’da ekonomi üzerine bir çalışmam için gayretiniz, ancak düşünemediğimden vazgeçmemin… hacklenen web sitelerime verdiğiniz destekler, en zor günlerimde Bilgisayar Laboratuarlarına Güneş’ten vadesiz hesap satışlarınız için Teşekkürlerimle…

“Yazın Ustaları hakkında haddine düşmeyerek yazdı. Üzerinde otlar bitse de emeklerini unutamayacağı ilk 5 hakkında gücünce yazdı; her zaman ruhunda dolaşan muhteşemler ;

1. Adil Ali Atalay(Vaktidolu) deryasında bir kitap onuruyla
“Bir şiirinizde sevdiğinize, “Kapısının kulu idim bilmedi / Aşkı ile yandım yüzüm gülmedi / Bir kez olsun gözüm yaşım silmedi / Arzularım yaktı, yıktı ne deyim…” diye sesleniyorsunuz. Ateşlerinizi küle döndüren güzel karşısında çaresizsiniz. Fakat ölene dek yine onun için bülbül olup ötecek misiniz?
İnsan tıpkı dört mevsim gibidir. Bir bakmışsınız bahar gelmiş kış gelmiş. Kış gelince karamsarlık gelir, bir anlık da olsa kişi siteme geçer, o anda gelen, doğum gibidir. Yazdığı şiir sitemlidir. Yoksa aşık kişi kin tutmaz, bir anlık kırgınlığından sitem etmiştir. Aşıklar Tanrı’sına bile naz eder, “Şiirinin başında naz, sitem vardır. Sonunda niyaz vardır. Seven sevdiğinden her zaman destek bekler, desteği göremeyince feryat eder, ben dünyaya hükmedecektim bırakmadın, arzularım yandı, yok oldu” der.
Seven sevdiğine ilelebet hasrettir. Bülbül gibi öter durur. Ve ötecektir. Yanında olsa dahi sanki uzaklarda imiş gibi hasrettir. Bak Rabia Hatun bu konuda ne der…” Infinity linklerden oluşan Mevlana, Yunus, Hacı Bektaş Veliyle özdeş kimliğiyle, KANKA Kitabımın yayıncısı Adil amcam…

2. Lütfi Kaleli ile Yaşamı ve Sivas Yangını Üzerine... söyleşimiz
“…Sivas Katliamı, Madımak Katliamı ya da Madımak Olayı, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas'ta Pir Sultan Abdal Kültür Derneği tarafından organize edilmiş olan Pir Sultan Abdal Şenlikleri sırasında Madımak Oteli'nin yakılması ve çoğunluğu Alevi 33 yazar, ozan, düşünür ile 2 otel çalışanının yanarak ya da dumandan boğularak hayatlarını kaybetmesi ile sonuçlanan olaylardır. Aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu 51 kişi de olaylardan kendi olanaklarıyla, ağır yaralarla kurtuldu. İtfaiye merdiveniyle kurtarılmaya çalışılan Aziz Nesin, merdivendeki görevli tarafından darp edilip, merdivenden itfaiye aracı etrafında toplanan karşıt görüşlü kalabalığa doğru itildi.[6] Başından yaralanan Aziz Nesin'i linç girişiminden araya giren polisler kurtardı. Yaralılar, polis arabalarıyla Tıp Fakültesi Hastanesi`ne götürüldü…

Adil amcayla Lütfi abiyle karşılaşmamın onurunu CNR Kitap fuarına borçluyum… İyi ki kaçmışım iş dünyasından, huzurlu bir limana yanaşmışım habersizce.

KANKA sizin muhteşem editörlüğünüzde, son söz yazınızla çok sattı. Edebiyat yolculuğumda iki babamsınız…

http://www.eren.com.tr/kitap/berfin-bahar-dergisi-sayi-108-aylik-kultur-sanat- ve-edebiyat-dergisi-p807695.html

3. Yaşar Kemal ikizi Osman Şahin, Nesrin Özyaycı

Çukurova…

Toroslar… Kıvrım kıvrım çam, meşe, kayın ormanlarının çevrelediği Çukurova. İlk mektepte lastik çizmelerimizle buzda paten yapa yapa, el ele tutuşup “yağ satarım bal satarım” oyunları. Amanos/Nur/Gavur dağlarında otobüs yolculukları. Dağ’ın eteğinde buzdan sıcak evlerin önünde ekmek açan, lor, çökelek böreği pişiren kadife fistanlı, elleri saçları kınalı, telaşlı analar. Asi, Fırat, Alleben nehirleri. Zıldır zıldır otlu bulgur aşının üzerine karsamba yerdik damda, boğazımız şişmezdi. Hüyükteki nar ağacının dibindeki nar gibi ocağa baş soğanlar gömüp, nar çiçeği rengindeki salçayı, naneyi, gövermiş sarımsağı tandır ekmeğine sürüp dürümlemiştik…

Osman Şahin; Mersin doğumlu. Diyarbakır Dicle Köy Enstitülü, Gazi Eğitim Enstitülü öğretmenimiz. Öğrencileriyiz. 12 Eylül emeklilerindeniz. Kovuşturmalar, mahkumluk. Sanat/Yazın hayatına, Kırmızı Yel adlı öyküsüyle başlayıp, Acenta Mirza, Ağız İçinde Dil Gibi, Acı Duman, Kolları Bağlı Doğan, Ay Bazen Mavidir, Selam Ateşleri, Ateş Yukarı Doğru Yanar(Köy Enstitüleri üzerine 43 yazı). Mahşer, Son Yörük, Ölüm Oyunları(öykü), Geniş bir nehrin akışı YAŞAR KEMAL(deneme), Yaşar Kemal Bir Çukurova’dır adlı röportajı ABD’de, Yaşar Kemal ve Osman Şahin’in Yapıtlarında Ölüm İmgeleri ve Düşler adlı inceleme yazısı da Fransa’da yayınlandı. 22 öyküsü filme alındı. Bazılarının senaryolarını yazdı. Filmler yurtiçi ve yurtdışı film festivallerinde ülkemize 30’dan fazla ödül kazandı. …”

http://osmansahin.com/basindan /nesrin özyaycı

4. HÜLYA SOYŞEKERCİ İLE “YAZARLARA VE YAPITLARA YÖNELİK OKUMALAR”A DAİR BİR SÖYLEŞİ, Nesrin Özyaycı

Sevgili Hülya Soyşekerci, yazın dünyasının tanıdığı içten, dopdolu bir edebiyatçı, yaşamımda dost olarak nitelendirdiğim üç beş kişiden birisiniz. Edebiyat dünyasındaki akademik yaklaşımınızı birçok kişi tanıyor. Yazılarımıza kattığınız değerlerle kendimize biraz daha güvendik. Sizi kendi sözcüklerinizle tanımak istedik. Kısaca özgeçmişinizi anlatır mısınız?… Çok teşekkür ederim bu dostça değerlendirmeleriniz için. Aslında yazılarımda, özellikle yazın günlüklerimde pek de akademik yaklaşımlı değilim diye düşünüyorum. Sanırım yer yer akademik renkler katıyorum yazdıklarıma.
Okuduklarımın bende bıraktıkları etkileri “Yazarlara ve Yapıtlara Yönelik Okumalar” başlıklı günlüklerimde dile getirdim. Yazarların ve yapıtlarının ardına düştüm. Günlüklerimde kendi şimdiki zamanımı kayda geçirirken, bir yandan da yazar günlüklerine açılarak onları tanımaya; yazdıkları ile yaşadıkları arasındaki diyalektik bağı bulmaya ve görmeye çalıştım. Yazılarımla ışık olabiliyorsam ne mutlu…

…1957 doğumluyum. Yani 78 kuşağındanım. Kuşağıma damgasını vuran pek çok toplumsal, siyasal kırılma, savrulma ve hüzünlere yakından tanık oldum. Toplumsal düşünceler bu kuşak için her zaman kendi yaşamından önce geldi. Adanmışlığı içselleştirmiş bir kuşaktık biz 78’liler... Bol bol okur, dünyayı sorgulamaya, anlamaya çalışırdık. Ütopyamız her şeyimizdi. Kendi özgeçmişimi de kuşağımdan bağımsız olarak düşünemiyorum. Üsküdar Kız Lisesi ve ardından Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Bölümü… Sonra, edebiyatın ağır basması ve Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesine girişim… Sıradan bir edebiyat eğitimi değil, sosyal bilimlerle desteklenmiş bir edebiyat lisans programı içinde yer almam… Bu yıllarım bana çok şey kazandırdı; sosyoloji, psikoloji ve felsefe derslerimizdeki okumalar, seminer çalışmaları ve bunların edebiyat yorumlarımıza temel oluşturması çok önemliydi. Dersler dışındaki okumalara da ağırlık veriyordum. “Birikim”, başucu dergimdi o yıllarda…”

http://sanatedebiyatsitem.blogspot.com.tr/2008/12/hlya-soyekerci-ile-sylei.html#!/2008/12/hlya-soyekerci-ile-sylei.html

“yolları dostluk, sevgi olanlar elbette karşılaşırlar/
Anadolu adetidir “yükün altında kalınmaz…
Savur Saçlarını Ege’de, Antep’ten “Martı” uçuyorsa dahası(!)”

http://blog.milliyet.com.tr/savur-saclarini-ege/Blog/?BlogNo=144046

5. Nida ÖZ;
ÖZ YAPIM oHG Darmstädter Str. 33 64409 Messel/ Deutschland Tel.: +49 (0) 6159 717950 Fax: +49 (0) 6159 715195 Mobil: +49 (0) 172 6940633 E-Mail/ Web oezyapim@t-online.de http://havuz.de

Bu adres BİZİM;

Nida, Halit Umar ağabey’le ANAFİLYA dergisinde karşılaştım. Nette, edebiyatta çömezdim. Nida’yı kadın sanıyordum, öğrencimin adıydı kendisi. Şanstı karşılaşmamız. 2002 CNR, İstanbul Uluslararası Kitap Fuarında konuşmacıyken biri şak şak fotoğrafımı çekiyordu. Heyecanlandım… Almanya/Messel’den kalkıp gelmişti. Frankfurt Kitap Fuarı’na artık gelebilirim… Bir ayağım boşta sayılır artık.

Panel sonunda yanıma gelip kendini tanıttı. Şok olmuştum, erkekti Böyle başlayan dostluk sonunda ANAFİLYA dergisine gönderdiğim yazıları beğenip yayınlar. Nida, biz gibiler 12 Eylül Darbesi ardına yazar/sanatçılarız. Yaşıtız… Kesinlikle Darbeler/Savaşlar sanat’ı doğurup, gerektiriyor. Nida ÖZ Yapım, Yayıncılık, Yazar, Dergici… “Havuz” denilince aklıma gelen O’nun Havuzu. Özellikle Avrupa/Türk kalem ustalarının rağbet gördüğü yerdir “Havuz Yayınları Darbe ardına Avrupa’ya göçenlerdendir.

Nida, IŞIK II şiirlerime çok anlam kattı. Şair bakışıyla, yorumlarıyla emeğiniz büyük, ustamsınız. Bakalım sizin yorumunuzla şiirler için fikirlerim olacak. Yaklaşık 3 yıldır internet kullanmıyordum vaktimi alır/yazılarımı etkiler gerekçesiyle. Öğrencilerimin ısrarıyla 24.Kasım.2014’te dönüşüm oldu, ancak en az limitte kullanıyorum.

“bana bir kelime öğretenin 40 yıl kulu kölesi olurum… Hz.Ali”

IŞIK II’yi emeğiyle dizdi. Kitaptaki o anlamlı fotoğraflara dalıp gitmemek mümkün değil. Kitabı Havuz yayıncılık yayınlayacaktı. Ancak Infinity Yayıncılık/Amerika’dan gelen yayınlama talebiyle kendisine ayıp ettim. Olgunluğuyla/anlayışıyla kitap Infinity’den çıktı. Oldukça da okur’a sahip. Yayıncı içeriğini, dizgisini değiştirmek istedi. “Hayır”dedim. İhanetti belki kendisine ancak bunu düzeltmeliydim…

“…ölmeseydi” öykülerini Hülya Soyşekerci düzeltip, Nida Öz’e gönderdi. Muhteşem tasarımıyla/ kapağıyla/içeriğiyle “Biz’i” anlatıyor. Ellerine sağlık, dert görmesin. Kitabın son iki sayfasına koyduğu authentic fotoğraf harika. Sevgili Nida işte o fotoğraf’ın evinin sahibi, babamın ninesi “Ayyuş”u yazmaya çalışıyorum. Ayyuş 110 yaşında öldü, öldüğünde 10 yaşımdaydım. Beğenilecek gibi bakalım.

Nida’ya kitabın arkasına; Sözünü ettiğim “…TEBRİKLER bir yazar olarak artık sizin Dickens, Woolf, Kipling, Cummings ve Lawrence ile ortak bir noktanız var. Infinity Publishing” koymasını istemiştim. Nedense benden bir alıntı koydu, daha hoşuma gitti.

Kitap yayınlandı. Antep’e gelene kadar kapak/dizgi hakkında hiçbir fikrim yoktu. Kargoya gittiğimde “ŞOK” oldum. Muhteşem bir sanatçıdan çıkmış bir eser. Büyülendim, hüngür hüngür ağladım… Üşenmeden Almanya’da önemli kütüphanelere “…ölmeseydi” Nida’nın emeğiyle taşındı, sağolsun. Sağlıkla yaşayalım. Mail kutumda hakkımda çalışmaların, fotoğraflar halen saklı,nasıl silinirler… Emeğini helal etmeni isterim. Nasip diyelim. Fazla söz’e hacet yok. Saygıyla, sevgiyle Nida kardeşim…
...
ÖLMESEYDİ - NESRİN ÖZYAYCI



İnsanın ayağı kaç defa takılır aynı acıya?
Elvedasız kayıplar arasında ellerim dopdolu. İçimdeki taş plakta kimseye söyleyemediğim ama iliklerime kadar hissettiğim şarkılar çalmakta.
Ölüm, tren raylarından geçiyor şimdilerde. Yaşamı seviyordum. Zehir tadımı; umut kıvılcımlarıyla tutuşturan anılarımı, anlatmaya cesaret edemediğim geçmişimi soluyordum.
Ağız dolusu kusarken öfkemi, kahkahalara boyuyordum geçmişi.
Her şey soğudu, küresel ısınmaya karşın... Savaşların, çekişmelerin soğuğu yakıyor dünyamızı.
Perdeyi açıp ay ışığını içeri davet edecektim ki, vazgeçtim.
Seni hiç sevmedim mavi gökyüzümü çalan gece.

Nesrin Özyaycı
Yapıtın adı: … ÖLMESEYDİ
Yazar: Nesrin Özyaycı
Türü: Anlatı/öykü
H@vuz Yayınları Dergisi
http://havuz.de/ - oezyapim@t-online.de
http://books.google.com.tr/books/about/Ölmeseydi.html?id=do8uiTCv1aMC&redir_esc=y
http://www.amazon.de/nesrin-Fremdsprachige-Bücher/s?ie=UTF8&keywords=Nesrin&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin
http://books.google.com.tr/books?id=do8uiTCv1aMC&pg=PA224&hl=tr&source=gbs_selected_pages&cad=2#

KİTAPLARI, YAZILARI İÇİN ÖDÜLLER/YAZILANLAR:

1. Türk Dil Kurumu Başkanı Sn. Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN, Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu Uzmanı Yaşar YILMAZ imzalı TEŞEKKÜR/Kutlama belgesi, ekinde yaklaşık 10 sayfalık Şiir Kitabımın anlamlı yorumlarıyla/incelemelerini içeren uzunca bir mektup…

Sayın Nesrin ÖZYAYCI
...
“Yazılarınızın geneline bakıldığında damladan deryaya dönmeyi arzulayan bir eğilim dikkati çekiyor.
Hayatı dolu dolu yaşamanın size kazandırmış olduğu tecrübe, ister istemez sözlerin gizemli dünyasına girebilmenizi sağlıyor...
İnsanın içine bir kere iyiye, doğruya ve güzele adanmışlığın kozası düştü mü artık her nefeste sevgiye uçan kelebeğin kanat sesleriyle başbaşasınız. İşte bunlar sizin şiirsel öykülerinizdir.
Siz, Türkçemizin güzel ve zengin sunumları içerisinden seçtiğiniz sözlerle yazılarınızı iyilik, doğruluk, güzellik, güven, inanma, adanmışlık, yalnızlık, hayatın acıları ve güzellikleri, kadın, çocuk, sevgi, birliktelik, kardeşlik, destek, mutluluk; yalan, mutsuzluk, denge, ölüm ve ümit gibi kavramlar üzerine kurmuşsunuz. İşte bu zıtlıklar sarayında kurduğunuz dünyanın pencereleri hem içinize hem de dünyaya genişçe açılıyor...”


Yaşar YILMAZ
Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu Uzmanı

Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN
Türk Dil Kurumu Başkanı

Dear Özyaycı,

In your stories a tendecy desiring of turning from a drop into an ocean takes the notice. The experience which is a result of you living the life fully makes you to be able to enter into the misterious world of words. Once the cocoon of being devoted to goodness, truth and beauty drops in one…

You with, amongst the beautiful and rich patterns of our Turkish you chose, have constructed your stories on the concepts of goodness, truth, beauty, trust, faith, devotion, loneliness, bitterness and sweetness of life, woman, children, love, togetherness, brotherhood, aid, happiness, lies, unhappiness, balance, death and hope. Here the windows of the world which you have built in this palace of cotrasts is opening wide both to your inside and to the outside world…

Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN
The Head of Turkish Language Institution

http://www.buybooksontheweb.com/Product.aspx?ISBN=0-7414-3948-4

2. Hülya Soyşekerci; Radikal Kitap eki;
“Alleben'de yeniden doğmak”

HÜLYA SOYŞEKERCİ

Radikal Kitap
“Nesrin Özyaycı, Anadolu kadınının sesini Gaziantep'ten duyuran, yörenin aydın bir kadını. Yaşamını töreler, baskılar ve tabularla mücadeleye adayan Nesrin Özyaycı, yerleşik törelerin kırılma noktasını bulmayı ve içindekileri dile getirerek, kadının sesini duyurmayı başarıyor.

Alleben'de Boğulmak'ta yer alan öykülerinde Özyaycı, öyküyle yaşamın birlikteliğini ve yaşamın dirimsel bağlarla öyküyü çevreleyerek satırlara nasıl sızdığını kanıtlıyor. Yaşamı öykülere dönüşüyor, öyküleri de yaşamında yeniden doğuşun ışıklı kapılarını açıyor. Kadının, yazgısına yazıyla başkaldırısının; öykülerde yeniden doğmasının bir başka adı Alleben'de Boğulmak. Kitabın adı 'Alleben'de Doğmak' da olabilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Boğulmayla gelen imgesel ölümden yaşamın damıtıldığı öykülerde dirimin, umudun çağıltısı bir ırmak gibi yankılanıyor. Kendi içine akan ırmaklar Kitaptaki öykülerde yazarın yaşam izlerinin, yaşadıklarının izdüşümlerinin ardına düşüyor okur. Okudukça, kendi yalnızlığındaki içe işleyen duyarlılıklarla karşılaşıyor; metni kendinde çoğaltıyor, böylelikle yeni duygulanımlar ve çoğalımlarla sürüyor öyküler. Yazar, öykülerine yaşamını ince ince dokurken, okur da öykülerin yaşamla buluşmasından, Alleben'in çağıltısından, kendi içine akan ırmakların sesini duyumsuyor. Cılız ve sığ bir çayda bir kadının boğulmasındaki gerçekliğin ve gizemin izlerini sürüyor. Törelerle özgürlük arasında bir noktada kalan Anadolu kadınının uğradığı aile içi şiddet, haksızlık ve ihanetler; bunlara boyun eğmek yerine direnmeyi seçmesi... Geleneğin zincirleriyle boğulmaktansa onurunu öne alan, başını dik tutan kadının erdemli yalnızlığı... Aşk, yanlışlıkları silen, haksızlıkları sona erdiren büyük bir gizem olarak anlatılıyor öykülerde; yaşamın mucizesi aşk, dünyayı da güzelleştiriyor.

Bu kitapta Antep yalnızca töreleriyle var olmuyor; kentsel dokusuyla, mimarisiyle, insanıyla, tarihiyle de anlatılıyor. Yerel sözcükleri, 'seyrengâh' denen gezi alanları, günlük yaşamda kullanılan eşyaları, kap-kacakları, 'belbent' denen ahşap cumbalarıyla Antep, yakınımıza, neredeyse yüreğimizin içine taşınıyor. Yazar, yerel sözcüklerin anlamını öykünün sonundaki dipnotlarda veriyor. Böylece, okura kolaylık sağladığı gibi yerel kültürün bazı öğelerini de tanıtmış oluyor. Kitabın, bu boyutuyla da ilgi uyandırdığı söylenebilir. …bazı öykülerin gerçeküstü boyutlar kazandığı dikkati çekiyor ve okur bir gündüz düşünün içine dalmış gibi duyumsuyor kendini. Özellikle 'Olympos' ve 'Sevgi Yolcuları' adlı iki öyküde gerçeküstü tatların daha yoğun olduğu görülmekte.

Şiir tadında

Nesrin Özyaycı, dile sözün büyüsünü katan bir yazar. Metinlerine kurgu katma ve metni bir olay ya da durumun iskeleti çevresinde oluşturma konusunda ısrarcı olmamasına, farklı yazınsal türlere açılan metinler oluşturmasına karşın; dilinin büyüsüne kapılan okur, Özyaycı'nın deneysel yazın dünyası içinde ilgiyle yolculuk yapmayı sürdürüyor son sayfaya kadar. Ölçülü imgeler ve şiir tadındaki tümcelerle ilerliyor kitaptaki metinler...

Kitaptaki en ilginç öykü 'Güvercin' başlıklı olanı. Yazar, dili kullanmadaki başarısını, sanatsal birikimleriyle harmanlıyor bu öyküde. Bir kadının, ölü bir güvercin karşısındaki incecik duygulanmaları yer alıyor. Bebeğini yitiren bir anneyle özdeşleşen anlatıcı, ölü güvercini, içinde büyüttüğü şefkatle sarıyor.

Alleben'de törelerin içinde boğulmamak adına, yazıyla başkaldırmanın onurunu yükselten Nesrin Özyaycı, okurun içindeki duygu ve düşünce odaklarına ulaşmayı ve onu etkilemeyi başarıyor bu kitabıyla. Gerçekleri düşlerle, duygularla yeniden dokumasından doğan yazınsal tatlar, okurda sürekli çoğalıyor. Yazar, sınırları zorlamayı sürdürdükçe okur da kendisini çevreleyen yapay sınırları aşmanın gizemini yakalıyor sayfalar arasında…”

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=856917

3. Türkiye Yazarlar Sendikası Denetleme Kurulu Başkanı Sn.Lütfi Kaleli’ nin inceleme yazısı;

“Yazınımıza Hoş Geldin Nesrin Özyaycı”, Lütfi Kaleli başlığıyla öykülerim hakkında, “ Berfin Bahar dergisinde yayınlandı. Yazıdan kısa alıntılar… “ … Nesrin Özyaycı, ele aldığı konuları kendi öz yaşamından kesitler gibi sunarken; hayatın acı ve tatlı gerçeklerini çok yalın, çok cesur, ve çok usta bir dil ile yansıtıyor okurlarına. Yazılarıyla gelecekte varım mesajını veriyor. Bu yolda kararlı, azimli, yürüdüğünü gösteriyor. “Yazınımıza Hoş Geldin Nesrin Özyaycı“



… Gerçekten öylesine dürüst, öylesine yalansız, öylesine mert yazıyor Özyaycı, kendisini yürekten kutluyorum…”

4. Aydın Şimşek;
Kanka’yı derneklerde imzaladığım günlerde karşılaştık. , “…senin yerin buralar değil” deyip beni Kum yayıncılığa götüren insan. Teşekkürler. “… Nesrin Özyaycı yazın dünyamızın yeni isimlerinden. Ama öykülerindeki büyülü dil, kurmacasındaki gerçeklerden gerçeküstüne geçişler onun sınırları zorlamada oldukça cesur olduğunu imliyor. Nesrin Özyaycı, “Alleben’de Boğulmak’la, direnmek arasındaki keskin çizgilerin izini sürüyor. Bu iz sürüm insanın iç(deniz)indekilere olabilir mi? Evet, tam da burası Nesrin’in deneysel düşünme ve yazın dünyası.”

5. A. Neyzar KARAHAN, İzmir İzmir Kent Kültürü ve Sanat Dergisi
“ …Kanka’da yazarın yaşamından kesitler bir sinema şeridi gibi gözler önüne seriliyor. Yakın tarihimizin bir belgeseli niteliğinde. 1984’lü yıllar, soruşturmalar, davalar ve son nokta. … öykü kitabıyla kendi kabuğu içinde kalmıyor yazar. Kültürüne ışık tutan kaynakları iyi kullanan bir yazar olma yolunda Özyaycı. Aslında kimi satırlarda düzyazı şiir çıkıyor karşımıza. Şairaneliğin gölgesine oturmuş sanki. Yolun başında olmasına karşın kırk yılın ustası gözüyle bakıyorum ona…”

6. Murat Tuncel, Anafilya Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Rotterdam / Mavi Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Gaziantep.
“ … Her taşra kentinin kendine özgü bir kültür yapısı ve sosyal yaşam devinimi vardır. Fakat bazı taşra kentlerinin yakınından ya da içinden geçen nehirler, çaylar, dereler her zaman o kentin günlük yaşamına bir zenginlik katar ve kültürel yapısına başka bir devingenlik kazandırır. Bu katkıyı, o kentte yaşayan sıradan insanlar doğal haklarıymış gibi algıladıklarından pek fark edemezler. Bu zenginliğin ve değişkenliğin farkına varan yine o kentte yaşayan sanatçılardır.

Nesrin Özyaycı’nın öykü kitaplarını okuduğumda ben de böyle bir duyguya kapıldım. Fakat yazar Gaziantep’i içinden geçen Alleben’i bir öyküde anlatıp işin içinden çıkmamış. Alleben’i parçalayarak adeta öykülerine serpiştirmiş. Onun satır aralarına serpiştirdiği Alleben’ in parçalarını okuyucu ancak yapıttaki tüm öyküleri bitirdiğinde birleştirebiliyor. O parçaları bütünleştirdiği zaman da Gaziantep’in kültürel yapısını özümseyebiliyor…”

7. Enver Ercan, Varlık Dergisi
“… Olymposta iki Mülteci, sıradan bir yalnızlık öyküsü. Öykücü yalnızlığın bambaşka boyutlarıyla yüzyüze getirir bizi. Belki de hiç farkına varamadığımız gibi. Hiç Selim İleri okudunuz mu?... “

8. Nazan Mengü hurriyetim.com/agora köşesinden sorumluydu. Sağ olsun özellikle Saddam dönemiyle/Savaş ile ilgili yazılarımı bedeliyle yayınladı, kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır…

Hürriyet Gazetesi Kültür Sanat Eki, Nazan Mengü’nün yazısı.

Anadolu’dan Yükselen Barış Işığı

“Sınırsız evrenin her köşesine/Savaşan dünyanın barış kokan nefesine/Bir sevgi bombardımanı yağdırmaktır isteğim” Nesrin Özyaycı

Belki de Alman ordularının Polonya’yı işgal ederek ikinci büyük savaşı başlattığı daha sonra da barış günü olarak kutlanmaya başlanan 1 Eylül’ün yıldönümünde doğduğu için Özyaycı…

Türkiye’de Yazarlar, şairler genellikle büyük kentlerden çıkar. Daha fazla alternatif olmasından mıdır bilinmez. Ama Gaziantepli Nesrin Özyaycı bu tespiti haksız çıkarabilecek bir yazar. Farklı ve açık yürekli bir yazarla tanışmak için okumanızı tavsiye ederiz…

Nesrin Özyaycı 2002 de başladığı edebiyat yolculuğunu; her satırını nakış gibi işlediği şiirsel öyküleriyle sürdürüyor…

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=332425

http://arama.hurriyet.com.tr/arama.aspx?t=%22Anadolu+niversitesi%22&a=&s=K%C3%BClt%C3%BCr+Sanat&d=&p=5&r=

9. Cumhuriyet Kitap Eki
“Eğer özgürlük olsaydım, yürüyüşe çıkardım her sabah nasırlaşmış ellerinde bir köylünün. Ve hiç durmadan koşardım, kirli tulumunda bir işçinin. Özgürlük olsaydım, aşık olurdum o kitaplara. Peşini bırakmazdım bir sinemadaki sansürün. Tüm tabuları toprağın altına gömer, töreleri Mars’a fırlatırdım. Özgürlük olsaydım eğer; bir silgide saklanmaz, tükenmez kalemde dökülürdüm. Kararlı bir şekilde duvarların arkasına çıkar, yüksek tepelere tırmanır, tüm kır çiçeklerini senin için toplardım.” Nesrin Özyaycı

10. Türkiye Yazarlar Sendikası Denetim Kurulu başkanı Sn.Lütfi Kaleli
Can Yayıncılık tarafından yayınlanan “Kanka” anı kitabıma editörlük yaptı sağ olsun. Kitapla ilgili görüşleri kitapta son söz olarak yayınlandı. Aynı zamanda Aziz Nesin’i anlatan “Lütfi Kaleli ile Sivas Yangını” üzerine söyleşim Berfin Bahar’da yayınlandı…”

“… İşlediği her konu, yaşamın acı ve tatlı gerçeklerini anlatıyor. Anlıyorum ki Nesrin Hanım, inandığı yolda azimli, iradeli, kararlı ve de çevresine ışık saçan cesur karakterli bir kişiliğe sahip… Böylesine duyarlı, yürekli ve ışıklı kadınlarımızın çok olmasını diliyorum. Olağan üstü cesur yürekli bir yazar. Anılarında yaşam sürecinde gördüğü ihanetleri, vefaları, dostlukları, acıları, sevinçleri tüm çıplaklığıyla ortaya sermiş; İşte yaşam! Ve işte yaşamın içinde ben buyum! Diyor. Bunu erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bir bölgemizden, kadın kimliği ve tüm içtenliğiyle haykırıyor Nesrin Hanım.

Nesrin hanımı kutluyor, seçtiği ışıklı yolda başarılarının devamını diliyorum.”

11. Önder Albayram, M.Ali İçbay; Dünya kadar öğrencilerimin onuruna;
Eleştirmenlerin çalışmalarımla ilgili yazıları kadar, Amazon.com’da tanıtılan/satılan kitapları alıp, okuyup, yorum yazan Amerika, Avrupa ülkelerindeki Türk okurlarımla onurluyum. Harward, Oxford’da bilimadamı öğrencilerim M.Ali İçbay, Onder Albayram onlardan ikisi;
“Nesrin Ozyayci is a brave woman. Takes the "forgotten'' life and put meaning back. My valuable teacher, how great it was to meet with you. I would highly recommend this book. Thank you...Önder”

“Mehmet Ali Icbay

the poetry, the lines, the feelings, the emotions, the ideas, the observations, all reflect one part of lives that are both quite similar to the ones we have been experiences and quite different from the lives we might expect as a woman struggling against the box walled by the others…”

http://www.buybooksontheweb.com/Product.aspx?ISBN=0-7414-3948-4

12. Hemşehrim Oğuz Tümbaş;
“… Antep deyince, Alleben deyince Nesrin Özyaycı Gaziantepli hemşehrim, bir yazar dost. Anadolu kadınının sesini Gaziantep'ten duyuran, bu konuda çaba gösteren, emek harcayan, savaşımcı, girişimci bir iş kadını. Üstelik şiirleri, yazıları, öyküleriyle de sürekli üreten bir kişi…

Alleben’i de yaşadım Kavaklık’ta. Kuşkusuz benim çocukluğumdaki Alleben deresinden farklıydı bu Alleben akan …
Alleben'de değil boğulmak, neredeyse ıslanmak bile olanaksızdı. Ama Alleben Antep’i simgeleyen, Anteplilerin yaşamında (ben de de elbette) yeri olan, hakkı olan, biraz geçmişin özlemini, geçmişle bugüne yansıyan duygulanmaları, bellek anımsamalarını canlandırıyordu gene de.
Nesrin Özyaycı Kanka’sından anılar demeti içinden doğallığını yitirmeden sesleniyor. Öğrencilik yıllarını, evliliğini, eşini, kızlarını, çevresini, arkadaşlarını, yalnızlığını, gezilerini, izlenimlerini, sıkıntılarını, acılarını, mücadelesini, kadınca duruşunu buluyorsunuz. Üstelik bir öykü tadıyla, öykü diliyle… Özyaycı, şimdi cılız bir akarsu olan Alleben’de bir kadının boğulmasındaki gerçekliğin ve gizemin izlerini sürüyor. Antep salt töresi, geleneksel alışkanlıklarıyla yer almıyor kitabında; sıcak insanları, dokusu, mimarisi, tarihiyle de anlatılıyor.

http://blog.milliyet.com.tr/kanka--alleben-de-bogulmak-ve-nesrin-ozyayci/Blog/?BlogNo=118973

13. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=179685

"Alleben'de boğulmadan" yaşamak
"Yazıyorum, hayallerimi, sezgilerimi, hislerimi.Yalan mı, yanlış mı ayıp mı? Öylesine yazıyorum işte." diyor yazar Nesrin Özyaycı, yeni kitabı Alleben'de Boğulmak'ta yer alan bir öyküsünde. Özyaycı, 2002'de Işık adlı şiir kitabı ile başladığı edebiyat yolculuğunu; her satırını nakış gibi işlediği şiirsel öykülerinin yer aldığı Alleben'de Boğulmak ile sürdürüyor.

14. ÖLMESEYDİ - NESRİN ÖZYAYCI

“İnsanın ayağı kaç defa takılır aynı acıya?
Elvedasız kayıplar arasında ellerim dopdolu. İçimdeki taş plakta kimseye söyleyemediğim ama iliklerime kadar hissettiğim şarkılar çalmakta. Ölüm, tren raylarından geçiyor şimdilerde. Yaşamı seviyordum. Zehir tadımı; umut kıvılcımlarıyla tutuşturan anılarımı, anlatmaya cesaret edemediğim geçmişimi soluyordum. Ağız dolusu kusarken öfkemi, kahkahalara boyuyordum geçmişi.
Her şey soğudu, küresel ısınmaya karşın... Savaşların, çekişmelerin soğuğu yakıyor dünyamızı.
Perdeyi açıp ay ışığını içeri davet edecektim ki, vazgeçtim.
Seni hiç sevmedim mavi gökyüzümü çalan gece. Nesrin Özyaycı”

http://havuz.de - oezyapim@t-online.de
http://books.google.com.tr/books/about/%C3%96lmeseydi.html?id=do8uiTCv1aMC&redir_esc=y
http://www.amazon.de/nesrin-Fremdsprachige-B%C3%BCcher/s?ie=UTF8&keywords=Nesrin&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin
http://books.google.com.tr/books?id=do8uiTCv1aMC&pg=PA224&hl=tr&source=gbs_selected_pages&cad=2#

14. Sevgili İclal Aydın;
İstanbul, 2002, CNR, Uluslar arası Kitap Fuarı’na tek başıma bir stand kiralayarak matbaadan çıkmış Işık kitabımı tanıtıyordum. İclal Aydın’la, Ayşe Arman’la, Füsun önal’la, Halit Kıvanç’la , orada karşılaştım. Ayşe Arman “Sen şahane bir Kadınsın” yazısını Hürriyette yazdı. Füsun Önal e-kolay nette anlamlı bir yazı yazdı. Halit Kıvanç “Anadoluda kadın yazarlık” başlığı çalışmalarımla ilgili söyleşi düzenledi.
İclal Aydın Vatan Gazetesinde köşesinde yazdı. Yazı’dan bir bölüm;
“…Bazı kadınlar var ki, onlara duyduğum hayranlık sevgim için çok gereklidir…

Üçüncü kadını geçtiğimiz hafta sonu kitap fuarında tanıdım. Gaziantep’ten geliyordu. Adı Nesrin Özyaycı’ydı. Tek başına bir stand kiralamıştı.. Tek başına kitabını tanıtıyordu. Tek başına bir yoldaydı. Gaziantep’teki öğrenim yıllarının üzerine hacettepe Üniversitesi’nde İngiliz Dil Bilimi okuyor, sonra ODTÜ Bursuyla İngiltereye gidiyor, dönüşünde ODTÜ’deki görevine bir yılbaşı günü YÖK kararıyla son veriliyor. Yargıtay kararı ile geri döndüğü görevinden yirmi dakika sonra istifa ediyor. Yani kendi bildiğini okuyor. Kendi bildiğini yazıyor. Şu anda elimde bir kitabı var, adı “Işık”… Esmer ve kararlı bu kadın kendi ellerinin ışığıyla yolunu aydınlatıyor…” İclal Aydın

15. Sevgili Füsun Önal, Ayşe Arman…
Kim “şahane kadın”? bence siz ikiniz…

16. Bir fikir versin diye başlıca linkler;

http://books.google.com.tr/books?id=do8uiTCv1aMC&pg=PA1&lpg=PA1&dq=Nesrin+%C3%96zyayc%C4%B1&source=bl&ots=XUUQfGPeTD&sig=fbUH1WTybYSq91vweJEWMS66kqo&hl=en&sa=X&ei=52tSVJqfIKj6ygPlsIK4AQ&ved=0CCgQ6AEwAjgK#v=onepage&q=Nesrin%20%C3%96zyayc%C4%B1&f=false

http://books.google.com.tr/books?id=ftF68y7QBNQC&pg=PA154&lpg=PA154&dq=Nesrin+%C3%96zyayc%C4%B1&source=bl&ots=jLQojT3xuO&sig=_KkSrQIy9YGm4sSaSgzmUmug3Sw&hl=en&sa=X&ei=52tSVJqfIKj6ygPlsIK4AQ&ved=0CFgQ6AEwCTgK#v=onepage&q=Nesrin%20%C3%96zyayc%C4%B1&f=false

http://www.netyorum.com/sayi/164/20051124-15.htm

http://www.turkiyerehberi.com/biyografiler/Nesrin%20%C3%96zyayc%C4%B1_689_biyografisi.html

http://www.hikayeler.net/yazilar/619/sevgi-yolculari/

http://www.turkgazeteleri.com/GZT/DRG/nesrinozyayci.htm

http://books.google.com.tr/books?id=do8uiTCv1aMC&dq=Nesrin+%C3%96zyayc%C4%B1&source=gbs_navlinks_s

http://www.amazon.de/Nesrin-Fremdsprachige-B%C3%BCcher-Taschenbuch/s?ie=UTF8&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin%2Cp_n_binding_browse-bin%3A208623031

http://forum.kanka.net/showthread.php?9110-Kitap-Tan%C4%B1t%C4%B1nmlar%C4%B1(Nisan-a%C4%9Fustos)/page5

http://www.gettextbooks.com/search/?isbn=Ozyayci+Nesrin

http://www.amazon.de/Nesrin-Fremdsprachige-B%C3%BCcher-Taschenbuch/s?ie=UTF8&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin%2Cp_n_binding_browse-bin%3A208623031

http://www.barnesandnoble.com/reviews/Isik-II%2FNesrin-Ozyayci/1008563060?rating=4

http://www.barnesandnoble.com/w/isik-ii-nesrin-ozyayci/1008563060?ean=9780741439482

http://www.gazianteplilerdernegi.org/docs/Alleben25.pdf

http://tr.cyclopaedia.net/wiki/D'banj

Dünyada kitablarının kabul edildiğini gösteren kitaplarından birkaçı mezun olduğu Hacettepe Üniversitesi kütüphanesinde olup, linkleri aşağıdadır. Hacettepe de Shaekspear hocam Himmet Umunç kitaplar yayınlandığında üniversitem davet etti. Ardına ODTÜ’den davet aldı.

http://www.library.hacettepe.edu.tr/

https://www.google.com/search?q=%C5%9E%C3%BCkr%C3%BC+Haluk+Akal%C4%B1n+Nesrin+%C3%96zyayc%C4%B1#q=Nesrin+%C3%96zyayc%C4%B1+...%C3%B6lmeseydi+Hacettepe+%C3%9Cniversitesi+K%C3%BCt%C3%BCphanesi

http://eds.a.ebscohost.com/eds/results?sid=1b9f8188-99b9-49a2-876d-fa9c9d2dea99%40sessionmgr4004&vid=0&hid=4210&bquery=AU+Nesrin+%c3%96zyayc%c4%b1&bdata=JmNsaTA9RlQxJmNsdjA9WSZsYW5nPXRyJnR5cGU9MCZzaXRlPWVkcy1saX


http://www.amazon.com/Isik-Turkish-Language-Nesrin-Ozyayci/dp/0741439484/ref=cm_cr_pr_pb_i/103-4739283-0419864

http://search.barnesandnoble.com/booksearch/results.asp?WRD=Nesrin+Ozyayci

http://www.bbotw.com/Product.aspx?ISBN=0-7414-3948-4

http://www.dergi.havuz.de/000000-TANITIM-VERILERI/INDESING-PDF/OLMESEYDI-%20NESRIN%20OZYAYCI.pdf

http://www.cumhuriyetarsivi.com/katalog/4200/sayfa/2005/5/26/37.xhtml

http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=856917 http://www.cumhuriyetarsivi.com/katalog/4200/sayfa/2005/6/2/35.xhtml

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2005/07/08/669158.asp

http://www.doguedebiyati.com/doguedebiyati-3.pdf

Sevdiği sözler:
"Tevekkül
Whatever will be there will be no matter what will hapen What comes to you welcome welcome"

KİTAP HAKKINDA YAZILANLAR:

1. Sayın Nesrin ÖZYAYCI
...
“Yazılarınızın geneline bakıldığında damladan deryaya dönmeyi arzulayan bir eğilim dikkati çekiyor. Hayatı dolu dolu yaşamanın size kazandırmış olduğu tecrübe, ister istemez sözlerin gizemli dünyasına girebilmenizi sağlıyor... İnsanın içine bir kere iyiye, doğruya ve güzele adanmışlığın kozası düştü mü artık her nefeste sevgiye uçan kelebeğin kanat sesleriyle başbaşasınız. İşte bunlar sizin şiirsel öykülerinizdir. Siz, Türkçemizin güzel ve zengin sunumları içerisinden seçtiğiniz sözlerle yazılarınızı iyilik, doğruluk, güzellik, güven, inanma, adanmışlık, yalnızlık, hayatın acıları ve güzellikleri, kadın, çocuk, sevgi, birliktelik, kardeşlik, destek, mutluluk; yalan, mutsuzluk, denge, ölüm ve ümit gibi kavramlar üzerine kurmuşsunuz. İşte bu zıtlıklar sarayında kurduğunuz dünyanın pencereleri hem içinize hem de dünyaya genişçe açılıyor...”


Yaşar YILMAZ
Sözlük Bilim ve Uygulama Kolu Uzmanı

Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN
Türk Dil Kurumu Başkanı

Yukarıdaki metin İngilizce olarak www.amazon.com/www.bn.com’da aşağıda yazıldığı gibi yayında.

DearÖzyaycı,

Inyourstories atendecydesiring of turningfrom a dropinto an oceantakesthenotice. Theexperiencewhich is a result of youlivingthe life fullymakesyouto be abletoenterintothemisteriousworld of words. Oncethecocoon of beingdevotedtogoodness, truthandbeautydrops in one…

2 Youwith, amongstthebeautifulandrichpatterns of ourTurkishyouchose, haveconstructedyourstories on theconcepts of goodness, truth, beauty, trust, faith, devotion, loneliness, bitternessandsweetness of life, woman, children, love, togetherness, brotherhood, aid, happiness, lies, unhappiness, balance, deathandhope. Here thewindows of theworldwhichyouhavebuilt in this palace of cotrasts is openingwidebothtoyour inside andtotheoutsideworld…

Prof.Dr. Şükrü Halûk AKALIN
TheHead of Turkish Language Institution

2. Yayınlayacağınızı düşündüğüm “…ölmeseydi” kitabımın düzeltmeni Hülya Soyşekerci, öyküler hakkında Radikal Kitap Ekinde, aşağıda bir bölümünü belirttiğim link/metinde uzunca yazdı.
http://www.radikal.com.tr/radikal.aspx?atype=haberyazdir&articleid=856917

Alleben'de yeniden doğmak

HÜLYA SOYŞEKERCİ

Radikal Kitap
Nesrin Özyaycı, Anadolu kadınının sesini Gaziantep'ten duyuran, yörenin aydın bir kadını. Yaşamını töreler, baskılar ve tabularla mücadeleye adayan Nesrin Özyaycı, yerleşik törelerin kırılma noktasını bulmayı ve içindekileri dile getirerek, kadının sesini duyurmayı başarıyor.
Öykülerinde Özyaycı, öyküyle yaşamın birlikteliğini ve yaşamın dirimsel bağlarla öyküyü çevreleyerek satırlara nasıl sızdığını kanıtlıyor. Yaşamı öykülere dönüşüyor, öyküleri de yaşamında yeniden doğuşun ışıklı kapılarını açıyor. Kadının, yazgısına yazıyla başkaldırısının; öykülerde yeniden doğmasının bir başka adı... Kitabın adı 'Alleben'de Doğmak' da olabilirdi diye düşünmeden edemiyor insan. Boğulmayla gelen imgesel ölümden yaşamın damıtıldığı öykülerde dirimin, umudun çağıltısı bir ırmak gibi yankılanıyor. Kendi içine akan ırmaklar…

Kitaptaki öykülerde yazarın yaşam izlerinin, yaşadıklarının izdüşümlerinin ardına düşüyor okur. Okudukça, kendi yalnızlığındaki içe işleyen duyarlılıklarla karşılaşıyor; metni kendinde çoğaltıyor, böylelikle yeni duygulanımlar ve çoğalımlarla sürüyor öyküler. Yazar, öykülerine yaşamını ince ince dokurken, okur da öykülerin yaşamla buluşmasından, Alleben'in çağıltısından, kendi içine akan ırmakların sesini duyumsuyor. Cılız ve sığ bir çayda bir kadının boğulmasındaki gerçekliğin ve gizemin izlerini sürüyor.
Törelerle özgürlük arasında bir noktada kalan Anadolu kadınının uğradığı aile içi şiddet, haksızlık ve ihanetler; bunlara boyun eğmek yerine direnmeyi seçmesi... Geleneğin zincirleriyle boğulmaktansa onurunu öne alan, başını dik tutan kadının erdemli yalnızlığı... Aşk, yanlışlıkları silen, haksızlıkları sona erdiren büyük bir gizem olarak anlatılıyor öykülerde; yaşamın mucizesi aşk, dünyayı da güzelleştiriyor.
Bu kitapta Antep yalnızca töreleriyle var olmuyor; kentsel dokusuyla, mimarisiyle, insanıyla, tarihiyle de anlatılıyor. Yerel sözcükleri, 'seyrengâh' denen gezi alanları, günlük yaşamda kullanılan eşyaları, kap-kacakları, 'belbent' denen ahşap cumbalarıyla Antep, yakınımıza, neredeyse yüreğimizin içine taşınıyor. Yazar, yerel sözcüklerin anlamını öykünün sonundaki dipnotlarda veriyor. Böylece, okura kolaylık sağladığı gibi yerel kültürün bazı öğelerini de tanıtmış oluyor. Kitabın, bu boyutuyla da ilgi uyandırdığı söylenebilir.


3 Kitapta yer alan bazı öykülerin gerçeküstü boyutlar kazandığı dikkati çekiyor ve okur bir gündüz düşünün içine dalmış gibi duyumsuyor kendini. Özellikle 'Olympos' ve 'Sevgi Yolcuları' adlı iki öyküde gerçeküstü tatların daha yoğun olduğu görülmekte. Şiir tadında…

Nesrin Özyaycı, dile sözün büyüsünü katan bir yazar. Metinlerine kurgu katma ve metni bir olay ya da durumun iskeleti çevresinde oluşturma konusunda ısrarcı olmamasına, farklı yazınsal türlere açılan metinler oluşturmasına karşın; dilinin büyüsüne kapılan okur, Özyaycı'nın deneysel yazın dünyası içinde ilgiyle yolculuk yapmayı sürdürüyor son sayfaya kadar. Ölçülü imgeler ve şiir tadındaki tümcelerle ilerliyor kitaptaki metinler...
Kitaptaki en ilginç öykü 'Güvercin' başlıklı olanı. Yazar, dili kullanmadaki başarısını, sanatsal birikimleriyle harmanlıyor bu öyküde. Bir kadının, ölü bir güvercin karşısındaki incecik duygulanmaları yer alıyor. Bebeğini yitiren bir anneyle özdeşleşen anlatıcı, ölü güvercini, içinde büyüttüğü şefkatle sarıyor.
Alleben'de törelerin içinde boğulmamak adına, yazıyla başkaldırmanın onurunu yükselten Nesrin Özyaycı, okurun içindeki duygu ve düşünce odaklarına ulaşmayı ve onu etkilemeyi başarıyor bu kitabıyla. Gerçekleri düşlerle, duygularla yeniden dokumasından doğan yazınsal tatlar, okurda sürekli çoğalıyor. Yazar, sınırları zorlamayı sürdürdükçe okur da kendisini çevreleyen yapay sınırları aşmanın gizemini yakalıyor sayfalar arasında.

3. “Yazınımıza Hoş Geldin Nesrin Özyaycı”, Lütfi Kaleli başlığıyla öykülerim hakkında, Lütfi Kaleli’ nin inceleme yazısı “ Berfin Bahar dergisinde yayınlandı. Yazıdan kısa alıntılar… “ … Nesrin Özyaycı, ele aldığı konuları kendi öz yaşamından kesitler gibi sunarken; hayatın acı ve tatlı gerçeklerini çok yalın, çok cesur, ve çok usta bir dil ile yansıtıyor okurlarına. Yazılarıyla gelecekte varım mesajını veriyor. Bu yolda kararlı, azimli, yürüdüğünü gösteriyor. “Yazınımıza Hoş Geldin Nesrin Özyaycı” Lütfi Kaleli…“

“Yenilmişliğim” öyküsüne şöyle başlıyor Özyaycı: “Yazıyorum/hayallerimi/Sezgilerimi/Hislerimi yazıyorum…/Yalan mı?/Yanlış mı?/Yoksa…/Ayıp mı? Öylesine yazıyorum işte…”

… Gerçekten öylesine dürüst, öylesine yalansız, öylesine mert yazıyor Özyaycı, kendisini yürekten kutluyorum.

Öykünün sonunu şöyle bağlıyor:
“Kuşkularım arttı insanlara karşı. Neden mi? Pis dünya sarmaladı yeryüzünü. Kirlendi herşey. Sevgiler de kirlendi, umutlar da… Ben? Oldukça değiştim, ama safça sevmekteyim yine de. Seni seviyorum. Güzel olan da bu işte, onca pisliğin içinde. Harran’ da kavrulmuş bir kadın gibi ben, Asya’da güngörmüş aşık ihtiyar bir aşık gibi sen, yorulup durduk sert esen karayele karşı. Anadolu’dan yanık bir ezgi ile uyandık hep. Telli Turnam selam götür diye uyandık. Kara yazmalı, mavi baskılı sevdaya; mor kırmızı pullar işleyip mor dağların karlı tepelerine, rüzgarlara saldık yüklü acılarımızı, sevgilerimizi. Gurbete ağladık. Dayandık onca yüklü acılara. Bir gün güleceğiz umuduyla sarıldık yaşama sımsıkı, birlikte…”

4 “ Alleben” öyküsünde, geçmişi yaşatan tatlı bir anıyla okuyucuyu kucaklayan Özyaycı, “Olympos’ta İki Mülteci” başlıklı öyküsünde barışı, sevgiyi, kardeşliği şöyle vurguluyor:
“ Filistinden kaçıp buraya sığınan Ceylan, doğanın ortasında İsrailli kadına yanaştı, usulca. Dağ çiçeği gibiydi kadın. Utandı. Kavgadan kaçmıştı. Kızardı, rengi attı. Korktu. Hayret, hem de Olympos’ta.

Ceylan özgürlüğü için koşmuştu bu diyara. Bir dostluk imzasıydı belki de aralarında. Bir barış, bir özgürlük arayışıydı… Aralarında ki kıvılcım; Savaşın bitişine, barışın gelişine… “


“Çınar ile Zakkum” öyküsünde , iki dede ile iki nene anlatılıyor. Anlatıcının babasının babası olan Naçar Dede ile Nazlı Nene, iyilik meleğidir. 9 yaşında Fransızların Antep’i işgal etmesini yaşayan Naçar Dede, bu işgale karşı Antepliler’in taşlı-sopalı, onurlu direnişlerine tanıklık etmiş; başı dik yaşamanın erdemini bilmiş bir çınardır. … Tahtalara şekil veren becerikli, harika bir sanatkar...
Antepliler ona “Naçar Usta” derlermiş. Nazlı nene de, ana yüreğiyle sevecen, özverili yaşayan saygıdeğer bir kadınmış... Ama annesinin babası Ali Dede ise, iyiliklerden uzak, bencil, kendi hırsıyla yaşayan, töreci zihniyettedir…
“Ali dedemi düşünüyorum şimdi… Rahmetli annemin babası. Kardeşinin hanımıyla ilişkisi olduğu söylenirdi. Kardeşi öldü. Feodal mantık işte: Ali dedem serveti bölünmesin diye kardeşinin eşiyle evlendi… Kendisi ölünce onca arazi, bağ bahçe, Ali dedemin kardeşinin karısına, Ayşe neneye kaldı. Dedemin neyi var neyi yoksa hepsini kendi çocuklarına tapulattı sağlığında, inat edercesine...”
“Son Tokat” “İlk Duruşma” “Son Duruşma” öyküleri birbirini tamamlayıcı özeliktedir. Bunlar biraz daha genişletilerek orta boylu bir roman da olabilir diye düşünüyorum. Evi, işi, eşi, çocukları için özverili, çalışkan; becerikli, girişken, üretken olan aydın bir kadının eşi tarafından aldatılması yetmiyormuş gibi, hakaretlere uğrayıp işletmesinin orta yerinde yediği dayaklar, olacak iş değil. Ama ne yazık ki bu erkek egemen anlayış, ülke gerçeğinde yer almaktadır. Öyküdeki kahraman kadının bu ilişkiye nokta koyuşunun; onuru, özgürlüğü için mahkemeye gidip sonuç alışının anlatıldığı öykülerden alıntılar şöyledir.
“ Beklenmedik bir sabahın erken saatinde, çekilmiş telefon fişleri arasında kaçamak bir kahvaltı sofrası. Düzeysiz bir ilişkinin inkarıyla gelmişti son tokat.


En büyük hatam, ilk günlerde görmezden gelmemdi belki de. Kandırılmasaydım, oyalanmasaydım, kurallarını bilmediğim bir oyunun içinde piyon gibi kullanılmasaydım… Bu oyuna ne zaman, nasıl dahil olduğumu bile tam hatırlamıyorum... Şimdi keşke mücadeleye daha başından başlasaydım diye hayıflanmaktayım…”


5 4. A. Neyzar KARAHAN, İzmir İzmir Kent Kültürü ve Sanat Dergisi
“ …Kanka’da yazarın yaşamından kesitler bir sinema şeridi gibi gözler önüne seriliyor. Yakın tarihimizin bir belgeseli niteliğinde. 1984’lü yıllar, soruşturmalar, davalar ve son nokta. … öykü kitabıyla kendi kabuğu içinde kalmıyor yazar. Kültürüne ışık tutan kaynakları iyi kullanan bir yazar olma yolunda Özyaycı. Aslında kimi satırlarda düzyazı şiir çıkıyor karşımıza. Şairaneliğin gölgesine oturmuş sanki. Yolun başında olmasına karşın kırk yılın ustası gözüyle bakıyorum ona…
Özyaycı’nın içtenliği yazdıklarından belli oluyor. Yazar ilk bakışta, yürekliliğini, açık sözlü oluşunu, okurdan önce kendine inanmışlığını ortaya koyuyor. Diyeceğim ne kendini aldatıyor ne de okurunu. Yazdıklarından belli oluyor bu. Hele hele “ anılar”ın; benim, sizin, herkesin anılarıymış gibi yazılmışolması ; okur ile bütünlüğü tamamlıyor.
Bütünlüğün tamamlanması, “ gerek ailemiz, gerek toplumumuz, gerekse aldığımız eğitim bize düşünmeyi öğretmiştir. Aslında bunların öğrenmenin yolu öz eleştiri ya da kişinin kendini sorgulamasından geçmekte…” Düşünceyi öğrenmenin kaynağı kuşkusuz bilimdir… kitaplardır…Nesrin Özyaycı 1970’li yıllardan yola çıkıyor. “ Tetikler düştüğünde / Düşünceler kurşun olur / Önce kadınlar vurulur / Sonra şiirler, şarkılar…” Yazar kendini anlatıyor ama bunu okuruna hissettirmek istemiyor. …Nesrin Özyaycı yayın tarihimizde iz bırakan resimler bırakıyor bize. Bu resimlere baktıkça daha bir derinlere, karanlığa gömülüyor yüreğimiz.
Nesrin Özyaycı, içtenliğini özellikle ustalığını ortaya koyuyor. Kitaplığınızın bir köşesinde değil, masanızda usta bir yorumcu size arkadaş olacak. İnsanı iyi tanıyor Özyaycı. Kendi kabuğu içinde kalmak istemiyor. Aralıksız bir aşama içinde olduğunu görüyoruz onu. Gelişigüzel yazmıyor. Konularını işlerken bile kimliğini açıkca ortaya koyuyor. Bu da onun sıradan bir öykücü-yazar olmadığını vurguluyor bize. Umarız büyük kalabalıklara duyurur sesini. Elbette bu yazdıklarıyla kalmayacak. Aşacak kendini, aşmalıda… Öykülerinde yazarın çevresinde oluşan dostluklar, iyilikler, tomurcuklanan güzellikler ve en önemlisi insan yaşamında yer olan sevgi… “ Ekim’de Bekleyiş”de ustaca düzenlenmiş kurgu ve şiir tadında anlatım. Öyküleri tek tek ele almak yerine topluca okuduklarımızı özümsersek; Öyküler tümüyle gün ışığına çıkan ateş böceği bence. Aslında bir yazarın içtenliği yazdıklarından belli olur. Nesrin Özyaycı’da bunu görüyoruz. Kurguyu bozmuyor, tempoyu düşürmeden, yan sokaklara sapmadan yolunu sürdürüyor. İçten, yalın, iletişim dilinin kirliğinden uzak tutuyor kendini. “ Ölüm tren raylarından geçiyordu ve ben, yaşamı seviyordum yaşayarak. Yaşamın zehir tadını, umut kıvılcımlarıyla tutuşturan anılarımı, anlatmaya cesaret edemediğim geçmişimi ( Doğumum)… “ Nesrin Özyaycı kendi deyişiyle “ …kararlı bir şekilde duvarların arasından çıkar(ak), yüksek tepelere tırmanıyor…” Kutlarım Özyaycı’yı. Yeteneği daha yukarılara ulaşacak. Yolun başında olmasına karşın kırk yılın ustası gözüyle bakıyorum ona…”

5. Murat Tuncel, Anafilya Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Rotterdam / Mavi Kültür Sanat Edebiyat Dergisi, Gaziantep.
“ … Her taşra kentinin kendine özgü bir kültür yapısı ve sosyal yaşam devinimi vardır. Fakat bazı taşra kentlerinin yakınından ya da içinden geçen nehirler, çaylar, dereler her zaman o kentin günlük yaşamına bir zenginlik katar ve kültürel yapısına başka bir devingenlik kazandırır. Bu katkıyı, o kentte yaşayan sıradan insanlar doğal haklarıymış gibi algıladıklarından pek fark edemezler. Bu zenginliğin ve değişkenliğin farkına varan yine o kentte yaşayan sanatçılardır. Bu farklı algılama eğer iyi bir işçilikle bir resme, bir öyküye yansıtılırsa o kente uğramamış olsanız da o nehrin, o derenin ya da o çayın kıyısından yürüyormuş gibi olursunuz. Ya da anılarınıza doğru yolculuklar başlatarak geçmişi gördüğünüz böylesi kentlerin sokaklarından yeniden yürümeye başlarsınız.
Nesrin Özyaycı’nın öykü kitaplarını okuduğumda ben de böyle bir duyguya kapıldım. Fakat yazar Gaziantep’i içinden geçen Alleben’i bir öyküde anlatıp işin içinden çıkmamış. Alleben’iparçalayarak adeta öykülerine serpiştirmiş. Onun satır aralarına serpiştirdiği Alleben’ in parçalarını okuyucu ancak yapıttaki tüm öyküleri bitirdiğinde birleştirebiliyor. O parçaları bütünleştirdiği zaman da Gaziantep’in kültürel yapısını özümseyebiliyor…”

6. Enver Ercan, Varlık Dergisi
“… Olymposta iki Mülteci, sıradan bir yalnızlık öyküsü. Öykücü yalnızlığın bambaşka boyutlarıyla yüzyüze getirir bizi. Belki de hiç farkına varamadığımız gibi. Hiç Selim İleri okudunuz mu?...

7. Nazan Mengü hurriyetim.com/agora köşesinden sorumluydu. Sağ olsun özellikle Saddam dönemiyle/Savaş ile ilgili yazılarımı bedeliyle yayınladı, kendisine ne kadar teşekkür etsem azdır…
Hürriyet Gazetesi Kültür Sanat Eki, Nazan Mengü’nün yazısı.
Anadolu’dan Yükselen Barış Işığı
“Sınırsız evrenin her köşesine/Savaşan dünyanın barış kokan nefesine/Bir sevgi bombardımanı yağdırmaktır isteğim” Nesrin Özyaycı
Belki de Alman ordularının Polonya’yı işgal ederek ikinci büyük savaşı başlattığı daha sonra da barış günü olarak kutlanmaya başlanan 1 Eylül’ün yıldönümünde doğduğu için Özyaycı…

7 Türkiye’de Yazarlar, şairler genellikle büyük kentlerden çıkar. Daha fazla alternatif olmasından mıdır bilinmez. Ama Gaziantepli Nesrin Özyaycı bu tespiti haksız çıkarabilecek bir yazar. Farklı ve açık yürekli bir yazarla tanışmak için okumanızı tavsiye ederiz.

Özyaycı kitabında, çeşitli zamanlarda yazdığı barışı, insan sevgisini, kimi hayalleri ve hayal kırıklıklarını ama hiç yitirmediği umudu dile getiren bir yazar. Dünyada olup biten her şeyi umursuyor. Kendi deyimiyle “düşmüş, kalkmış, ezilmiş ama hiç boyun eğmemiş bir Anadolu kadını” Özyaycı. En iyi bildiği alan da kavgaların altına attığı barış imzası. Nesrin Özyaycı 2002 de başladığı edebiyat yolculuğunu; her satırını nakış gibi işlediği şiirsel öyküleriyle sürdürüyor…
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=332425 http://arama.hurriyet.com.tr/arama.aspx?t=%22Anadolu+niversitesi%22&a=&s=K%C3%BClt%C3%BCr+Sanat&d=&p=5&r=

8. Milliyet Gazetesi Kültür Sanat eki.
“Fırtına ardından: Ortalık Toz duman, göz gözü görmez olmuştu, bir nisan gününü anımsıyorum buğulu camdan bakarken. Korku kokuyordu her yer, ölüm sessizliği her yerde… Güneş yeniden doğacaktı” Nesrin Özyaycı.

9. Cumhuriyet Kitap Eki
“Eğer özgürlük olsaydım, yürüyüşe çıkardım her sabah nasırlaşmış ellerinde bir köylünün. Ve hiç durmadan koşardım, kirli tulumunda bir işçinin. Özgürlük olsaydım, aşık olurdum o kitaplara. Peşini bırakmazdım bir sinemadaki sansürün. Tüm tabuları toprağın altına gömer, töreleri Mars’a fırlatırdım. Özgürlük olsaydım eğer; bir silgide saklanmaz, tükenmez kalemde dökülürdüm. Kararlı bir şekilde duvarların arkasına çıkar, yüksek tepelere tırmanır, tüm kır çiçeklerini senin için toplardım.” Nesrin Özyaycı

10. Türkiye Yazarlar Sendikası Denetim Kurulu başkanı Lütfi Kaleli, Can Yayıncılık tarafından yayınlanan “Kanka” anı kitabıma editörlük yaptı sağ olsun. Kitapla ilgili görüşleri kitapta son söz olarak aşağıda yazıldığı gibi yayınlandı. Aynı zamanda Aziz Nesin’i anlatan “Lütfi Kaleli ile Sivas Yangını” üzerine söyleşim Berfin Bahar’da yayınlandı.

8 “… İşlediği her konu, yaşamın acı ve tatlı gerçeklerini anlatıyor. Anlıyorum ki Nesrin Hanım, inandığı yolda azimli, iradeli, kararlı ve de çevresine ışık saçan cesur karakterli bir kişiliğe sahip… Böylesine duyarlı, yürekli ve ışıklı kadınlarımızın çok olmasını diliyorum. Olağan üstü cesur yürekli bir yazar. Anılarında yaşam sürecinde gördüğü ihanetleri, vefaları, dostlukları, acıları, sevinçleri tüm çıplaklığıyla ortaya sermiş; İşte yaşam! Ve işte yaşamın içinde ben buyum! Diyor. Bunu erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bir bölgemizden, kadın kimliği ve tüm içtenliğiyle haykırıyor Nesrin Hanım.

Nesrin hanımı kutluyor, seçtiği ışıklı yolda başarılarının devamını diliyorum.”

11. “Uluslar arası Yazar Özgeçmiş’i” yayınlayan bir edebiyat sitesinde, İngilizce Özgeçmişim yayınlandı. Link/metin aşağıda yazılıdır...
http://en.writersofturkey.net/index.php?title=Nesrin_%C3%96zyayc%C4%B1

Nesrin Özyaycı
Shewasborn in 1955. ShegraduatedfromtheDepartment of English Linguistics in Hacettepe University. Sheworked as an English teacher in variousschoolsand in Middle East Technical University (ODTÜ). Shequit her job in ODTÜ afterthefoundation of Noard of HigherEducation (YÖK). She has beenworkins as a manager, since shefounded BİEM Computer English Education Center in 1984 in Gaziantep. Shepublished her poems in her firstpoetrycollection, Işık, in May 2002. InJuly
2003shepublished her memoir, Kanka. InFebruary 2005,shepublished her shortstorycollectionAllaben’deBoğulmak .In 2007 her secondpoetrycollection Işık II waspublishedbyInfinity Publishing house in te United States of America. In 2008her secondstoriescollection “… wishshe werealive”waspublishedby Havuz Yayınları in Messel/Germany .

12. ” …ölmeseydi” kitabımla ilgisi olmasa da Amerika, Infinity Yayıncılık tarafından yayınlanan “IŞIK II” kitabımla ilgili, çok etkilendiğim “CONGRATULATIONS, YOUR BOOK IS PUBLISHED!/ TEBRİKLER KİTABINIZ BASILDI” kutlama mailin de Dickens, Woolf, Kipling, Cummings ve Lawrence la aynı sırada anılıp, maili sizinle paylaşmak istedim.

From: Michelle S. Subject: YourBook Is Published! To: nesrin.ozyayci@gmail.com

9 CONGRATULATIONS, YOUR BOOK IS PUBLISHED!
Weareveryhappytoinformyouthatyourbook is nowofficiallypublishedandwill be uploadedtoour web site byFridayafternoon. As a publishedauthor, younowhavesomething in commonwith Dickens, Woolf, Kipling, Cummings, and Lawrence.


Mail kutumda halen sakladığım yukarıda sadece girişini yazdığım İngilizce uzun mail’in Türkçesi:
TEBRİKLER ! KİTABINIZ BASILDI !
Kitabınızın resmi olarak basıldığını ve cuma akşamına kadar internet sitemizde yerini alacağını size bildirmekten dolayı çok mutluyuz. Kitabı basılmış bir yazar olarak artık sizin Dickens, Woolf, Kipling, Cummings ve Lawrence ile ortak bir noktanız var.
DİĞER SİTELERDE KİTABINIZ
Biz kitaplarımızı Amazon.com'a ve Borders.com'a teslim ediyoruz. Kitaplarınızın Amazon.com'da ya da Borders.com'da yerini alması birkaç ayı bulacaktır.
TEŞEKKÜR EDERİZ ! Bir kez daha bizi basın partneriniz olarak seçtiğiniz için teşekkür ederiz. Elde edebileceğimizi her zaman bildiğiniz başarıyı yaratmada size yardım etmeyi dört gözle bekliyoruz. Bizim bir numaralı misyonumuz sizin kitabınızı almak üzere bize başvuran insanlara kitabınızı basıp yollamaktır. Bu insanlar da kitabınızın kendilerine son kalite ve servisle ulaştırılmasından büyük memnuniyet duyacaklardır.
Size, kitapları basılmış yazarlar ailesine hoş geldiniz diyor ve bu deneyimi mümkün olduğunca fazla yaşamanızı umuyoruz.
Yılda iki kere yapılan konferanslarımızı unutmayınız. Onlar mukemmle birer bilgi kaynağı olup kitaplarınızın satışı hakkında değerli bir bilgiye sahip olmanızı sağlar. Biz hep yüksek profilli ve bilgili kişilerden oluşan çarpıcı bir kadroya sahibizdir. SİZİ DE ORADA GÖRMEYİ UMUYORUZ ! Daha fazla bilgi edinmek için lütfen ziyaret ediniz : www.authorsconference.com
En iyi dileklerimizle,
Infinity Yayınevi personeli
"Kendini Anlat" konferanslarının sponsor Infinity Yayınevi'dir ve bu konferanslar öğrenme ve ağ kurma için muazzam kaynaklardır.Daha fazla bilgi için http://www.authorsconference.com Sizi orada görmeyi umuyoruz !
8. yıllık konferansımıza katılmak için şimdi planlarınızı yapmaya başlayın. Bu yaptığınızdan memnun kalacaksınız.

10 13. 25 yıllık üyesi olduğum Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan ve yönetimi, ülkemizi tanımak için gelen bir grup kültür elçisini kentimizde ağırladı. İçlerindenAmerikalı kadınyazar Lindee’yi, üç geceliğine evimde konuk etmemi Mehmet Bey benden istedi. Çok şaşırmıştım, “elbette/why not” deyip kabul ettim. Lindee’nin aracılığıyla ”IŞIK II” kitap Amerika’da Infinity Yayınevi tarafından Türkçe olarak yayınlandı. Kitabın yayınlanma olurunun tarafıma gönderildiği mail’in tarihi 31.12.2006 günüydü. Tarih çok anlamlıydı, zira ODTÜ’deki görevimden “31.Aralık.1983” günü alınmıştım.. Duygulanmıştım, ağlıyordum, klavyem ıslanıyordu...
...
GTO başkanı yazı çalışmalarımla ilgili bir Basın Bülteni yayınladı. Haber ulusal, yerel basında yayınlandı, ilgi gördü. Bülten Oda Basın Yayın Dergisinde, GTO arşivindedir. Gaziantep Ticaret Odasından Özyaycı'ya kutlama:
Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aslan, Gaziantepli şair, öykücü ve yazar Nesrin Özyaycı'nın 'Işık 2' adlı eserinin dünyaca ünlü Amerikan Infinity Yayınevi tarafından Türkçe olarak bastırılıp, piyasaya sürüldüğünü belirterek, Özyaycı'nın elde ettiği başarı ile Türkiye'de bir ilke imza attığını dile getirdi. Aslan, yaptığı yazılı açıklamada, Özyaycı'nın, erkek egemenliğinin hüküm sürdüğü bölgemizde kadın kimliği ile önemli bir başarıya imza atarak, Anadolu'daki yazarların ve tüm Gazianteplilerin gururu olduğunu, kendisini yürekten kutladığını bildirdi. Gaziantep’li Şair ve Yazar Nesrin Özyaycı'nın Işık 2 adlı şiir kitabının dünyaca ünlü bir yayınevi tarafından ücretsiz olarak bastırılıp, piyasaya sürülmesinin küçümsenmeyecek bir başarı olduğunu anımsatan Aslan, Nesrin Özyaycı'nın, elde ettiği bu başarıyla Türkiye'de bir ilke imza attığını, dünyaca ünlü bir yayınevinin bir Türk yazarın, eserini yayınlamaya uygun bulması ve üstelik baskıyı Türkçe yapmasının büyük bir olay olduğunu vurguladı.

Aslan, kısıtlı imkanlarla birçok öykü, deneme ve şiir kitabına imza atan Özyaycı'nın bugüne kadar yazdığı öykü kitaplarıyla kendi kabuğu içinde kalmayan, Anadolu'dan çıkmış önemli bir şair ve yazar olduğuna dikkat çekerek, açıklamasında şunlara yer verdi: ''Sayın Özyaycı, şiir ve öykülerinin yanı sıra farklı konulardaki makalelerini de ansiklopedilerde, edebiyat dergilerinde, gazetelerde beğeniyle okuduğumuz genç ancak, usta bir kalemdir. Özyaycı, elde ettiği bu başarısı ile Anadolu'daki edebiyatçıların ve edebiyatseverlerin gurur kaynağı olmuştur. Nesrin Özyaycı, elde ettiği bu başarısı ile 'Türkiye'de yazar sadece İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük şehirlerden çıkar' olgusunu da yıkıp, Anadolu'daki tüm yazarlarımızı gururlandırıp, yüreklendirmiştir. Sanatın bir toplumun ilerlemesindeki önemi ve vazgeçilmezliği yadsınamaz bir gerçektir. Ulu Önder Atatürk, sanatın toplumlar için önemini 'Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuştur. Bir millet sanata önem vermedikçe büyük bir felakete mahkumdur' sözleriyle net bir şekilde ifade etmiştir. Bu sebepledir ki, Türk Toplumu olarak ülkemizin geleceği için yeni yetişen nesillerimizi sanata duyarlı, sanatın her dalında etkin bireyler olarak yetiştirmek durumundayız. Aksi takdirde, büyük önder Atatürk'ün de ifade ettiği gibi toplumsal felaket kaçınılmaz olacaktır. Odamız üyelerinden olan şair ve yazar Nesrin Özyaycı'ya sanat dünyasında yürüdüğü bu ışıklı yolda yeni başarılar diliyor, şahsım ve GTO adına kendisinin her zaman destekçisi olduğumuzun bilinmesini istiyorum.'' Aslan, Işık 2 adlı şiir kitabı dünyaca ünlü edebiyat sitesi www.amazon.com ve Nobelli yazarların tanıtıldığı www.bn.com adlı sitenin yanı sıra birçok edebiyat sitesinde yayınlanıp, satışı yapılan Özyaycı'nın, 27 Eylül 2007'de Philadelpia'da düzenlenecek olan ve tüm dünya ülkelerinden sadece 60 yazar - bilim adamının davet edildiği 'Dünya Yazarları Konferansı'na davet edilmesinin de kendilerini ayrıca gururlandırdığını kaydetti.
http://gaziantep27.net/gundem-gtodan-ozyayciya-kutlama-62708.html

14. Yukarıdaki bülten yayınlandı, haber ulusal ve yerel basında çok ses getirdi. Birini yazsam yeter sanırım.
Haber Hürriyet, Posta Gazete, Vatan gazetelerinde ilk sayfada yayınlandı.
Zeki GÜNAY/GAZİANTEP (DHA)
Haber manşetten verilmişti.
“Gaziantepli şaire ABD’den davet
Anadolu’nun gururu oldu…”
Şair Nesrin Özyaycı, Philadelphia’da dünyadan 60 yazar-bilim adamının katılacağı “Dünya Yazarları Konferansı’na davet edildi.


15. Eleştirmenlerin çalışmalarımla ilgili yazıları kadar, Amazon.com’da tanıtılan/satılan kitapları alıp, okuyup, yorum yazan Amerika, Avrupa ülkelerindeki Türk okurlarımla onurluyum. Los Angeles’da genetikçi/bilim adamı, öğrencim Önder’in yazdığı yorumu gördüğümde şaşırmıştım. Yorumu sizinle paylaşmak istedim.
http://www.amazon.de/nesrin-Fremdsprachige-B%C3%BCcher/s?ie=UTF8&keywords=Nesrin&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin
http://www.amazon.com/Isik-II-In-Turkish-Language/dp/0741439484

12 5.0 out of 5 starssuch a inspiringandsensitive...,December 16, 2009
By OnderAlbayram (Los angeles) - Seeallmyreviews (REAL NAME)
Thisreview is from: Isik II (InTurkish Language) (Paperback)
Nesrin Ozyayci is a bravewoman. Takesthe "forgotten'' life and put meaningback. My valuableteacher, how great it wastomeetwithyou. I wouldhighlyrecommendthisbook. Thankyou...
http://www.gettextbooks.com/author/Nesrin_%C3%96zyayc%C4%B1

16. Sevgili Oğuz Tümbaş’ı İzmir Kitap Fuarında tanıdım. Kentdaşım bana çok destek verdi. Yayınlanan kitaplarım o dönemde kendisinin yönettiği “TRT Kitap Tanıtım” programlarında soluklandı. Ne kadar teşekkür etsem az Oğuz Bey’e… Yazılarımla ilgili anlamlı satırlarını okudukça duygulanırım… İşte satırlarından birkaçı...

“… Antep deyince, Alleben deyince aklıma ilk gelen şair Ülkü Tamer olur. O’nun Alleben Anıları, Alleben Öyküleri adlı kitaplarını kaç kez okumuşumdur. Beni doğduğum, çocukluğumun geçtiği memleketime Gaziantep'e götürür. Nesrin Özyaycı da Gaziantepli bir yazar dost. Anadolu kadınının sesini Gaziantep'ten duyuran, bu konuda çaba gösteren, emek harcayan, savaşımcı, girişimci bir iş kadını. Üstelik şiirleri, yazıları, öyküleriyle de sürekli üreten bir kişi.
O’nu ilk kez 2004 yılıında İzmir Kitap Fuarı’nda tanıdım. Kısa bir süre görüşme olanağı bulmuştuk. Temmuz 2003 tarihinde yayımlanan Kanka kitabını “kırmızı bahar dallarından yemyeşil umutlara” diye imzalayıp vermişti.
2005 yılı Nisan ayında açılan İzmir Kitap Fuarı’nda karşılaştık “Alleben’de Boğulmak” öykü kitabıyla. Bu kez imza daha sıcak, daha anlamlı ve dostçaydı: “ Oğuz Tümbaşhemşehrime boğulmak ile ferahlamak arası ‘bir soluk mutluluğu’ Antep kültürü içinde anlatmaya çalıştım” diyordu.
2006 yılında ilk kez düzenlenen Gaziantep Kitap Fuarı’na çağrı alınca şaşkınlığı, heyecanı, sevinci, coşkuyu birlikte yaşadım. Hem uzun yıllar uzak kaldığım memleketime kavuşmak, hem dostlarımla buluşmak, hem de sanat edebiyat adına kendi memleketimde söyleşmek, şiirler okumak, bu tadı paylaşmak elbette anlamlıydı, önemliydi benim için.
Orada bulunduğum 4 günlük zaman içinde güzel zamanları paylaşmıştık. Nesri Özyaycı da sağ olsun ilgisini, dostluğunu, içtenliğini yakınımda tuttu hep.
Alleben’i de yaşadım Kavaklık’ta. Kuşkusuz benim çocukluğumdaki Allebenderesinden farklıydı bu Alleben.Sonbaharın bütün görkemiyle ağaçlar kendi özel giysilerini sunmuşlardı o gün. Alleben beton bir oluk içinde cılız bir suydu. Bugün yeniden biçimlenmiş, düzenlenmiş yatağında sessiz sessiz akan Alleben'de değil boğulmak, neredeyse ıslanmak bile olanaksızdı. Ama Alleben Antep’i simgeleyen, Anteplilerin yaşamında (ben de de elbette) yeri olan, hakkı olan, biraz geçmişin özlemini, geçmişle bugüne yansıyan duygulanmaları, bellek anımsamalarını canlandırıyordu gene de.
Nesrin Özyaycı’nınKanka’sından söz etmeliyim önce. Özyaycı bu anılar demeti içinden doğallığını yitirmeden sesleniyor. Öğrencilik yıllarını, evliliğini, eşini, kızlarını, çevresini, arkadaşlarını, yalnızlığını, gezilerini, izlenimlerini, sıkıntılarını, acılarını, mücadelesini, kadınca duruşunu buluyorsunuz. Üstelik bir öykü tadıyla, öykü diliyle… Özyaycı, şimdi cılız bir akarsu olan Alleben’de bir kadının boğulmasındaki gerçekliğin ve gizemin izlerini sürüyor. Antep salt töresi, geleneksel alışkanlıklarıyla yer almıyor kitabında; sıcak insanları, dokusu, mimarisi, tarihiyle de anlatılıyor.
Töre ve özgürlük gibi çok uzak iki kavram arasında kalan Anadolu kadınının ihanet, haksızlık, aile içi şiddet içinde bocaladığını görüyoruz. Öte yandan onurlu direnişini de buluyoruz yazılar içinde. Yaşama farklı bir boyut kazandıran, anlamlaştıran o tansık sözcük aşk, gizemiyle çıkıyor karşımıza. Yazar dostum Hülya Soyşekerci’nin söylediklerine de katılıyorum elbette:“Alleben'de törelerin içinde boğulmamak adına, yazıyla başkaldırmanın onurunu yükselten Nesrin Özyaycı, okurun içindeki duygu ve düşünce odaklarına ulaşmayı ve onu etkilemeyi başarıyor bu kitabıyla. Gerçekleri düşlerle, duygularla yeniden dokumasından doğan yazınsal tatlar, okurda sürekli çoğalıyor. Yazar, sınırları zorlamayı sürdürdükçe okur da kendisini çevreleyen yapay sınırları aşmanın gizemini yakalıyor sayfalar arasında.” (Radikal 29.04.2005)
Kitaplarını bulup okursanız, çok seveceğinizi umuyorum. Özyaycı’ylabilgisunar (internet) sitesi aracılığıyla da iletişim kurabilirsiniz. Nesrin Özyaycı’nın bu özgün yapıtından bir bölümü birlikte paylaşalım mı, ne dersiniz?.”

” Düşünüyorum, Alleben’e bakarken düşünüyorum; bana mı öyle geliyor yoksa zaman gerçekten kötüye mi oynuyor, diyorum. Eski, aynı zamanda eksilmek mi demek yoksa? Evet, zaman. Zaman, yılları eskitti, tıpkı Alleben’i eksilttiği gibi. Alleben’e bakıyorum, bir park köprüsünün üzerinden. Geride kalan, gördüğüm, korunmaya muhtaç bir Alleben, şehrin orta yerinde. Beton bir oluğun içinden akmakta. Ama yine de umutla, yanından geçenlere hala birilerine umut vermekte belki, diye düşünüyorum. Hala akıyor, diyorum kendi kendime. Doğallığı bozulmuş, yaşlı ninem gibi cılız olsa da. Hala akmakta içime, geçmişi dün gibi yaşatarak, o günü gören özüme buruk bir umudu sızdırarak...”
http://blog.milliyet.com.tr/kanka--alleben-de-bogulmak-ve-nesrin-ozyayci/Blog/?BlogNo=118973

17. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=179685
"Alleben'de boğulmadan" yaşamak

"Yazıyorum, hayallerimi, sezgilerimi, hislerimi.Yalan mı, yanlış mı ayıp mı? Öylesine yazıyorum işte." diyor yazar Nesrin Özyaycı, yeni kitabı Alleben'deBoğulmak'ta yer alan bir öyküsünde. Özyaycı, 2002'de Işık adlı şiir kitabı ile başladığı edebiyat yolculuğunu; her satırını nakış gibi işlediği şiirsel öykülerinin yer aldığı Alleben'de Boğulmak ile sürdürüyor.

18. ÖLMESEYDİ - NESRİN ÖZYAYCI
İnsanın ayağı kaç defa takılır aynı acıya?
Elvedasız kayıplar arasında ellerim dopdolu. İçimdeki taş plakta kimseye söyleyemediğim ama iliklerime kadar hissettiğim şarkılar çalmakta.
Ölüm, tren raylarından geçiyor şimdilerde. Yaşamı seviyordum. Zehir tadımı; umut kıvılcımlarıyla tutuşturan anılarımı, anlatmaya cesaret edemediğim geçmişimi soluyordum.
Ağız dolusu kusarken öfkemi, kahkahalara boyuyordum geçmişi.
Her şey soğudu, küresel ısınmaya karşın... Savaşların, çekişmelerin soğuğu yakıyor dünyamızı.
Perdeyi açıp ay ışığını içeri davet edecektim ki, vazgeçtim.
Seni hiç sevmedim mavi gökyüzümü çalan gece.

Nesrin Özyaycı
Yapıtın adı: … ÖLMESEYDİ
Yazar: Nesrin Özyaycı
Türü: Anlatı/öykü
H@vuz Yayınları Dergisi

http://havuz.de - oezyapim@t-online.de

http://books.google.com.tr/books/about/%C3%96lmeseydi.html?id=do8uiTCv1aMC&redir_esc=y

http://www.amazon.de/nesrin-Fremdsprachige-B%C3%BCcher/s?ie=UTF8&keywords=Nesrin&page=1&rh=n%3A52044011%2Ck%3ANesrin

http://www.amazon.com/Isik-Turkish-Language-Nesrin-Ozyayci/dp/0741439484/ref=cm_cr_pr_pb_i/103-4739283-0419864

http://search.barnesandnoble.com/booksearch/results.asp?WRD=Nesrin+Ozyayci

http://www.bbotw.com/Product.aspx?ISBN=0-7414-3948-4

http://books.google.com.tr/books?id=do8uiTCv1aMC&pg=PA224&hl=tr&source=gbs_selected_pages&cad=2#

19. İstanbul, 2002, CNR, Uluslar arası Kitap Fuarı’na tek başıma bir stand kiralayarak matbaadan çıkmış Işık kitabımı tanıtıyordum. İclal Aydın’la, Ayşe Arman’la, Füsun önal’la, Halit Kıvanç’la , orada karşılaştım. Ayşe Arman “Sen şahane bir Kadınsın” yazısını Hürriyette yazdı. Füsun Önal e-kolay nette anlamlı bir yazı yazdı. Halit Kıvanç “Anadoluda kadın yazarlık” başlığı çalışmalarımla ilgili söyleşi düzenledi.
İclal Aydın Vatan Gazetesinde köşesinde yazdı. Yazı’dan bir bölüm;
“…Bazı kadınlar var ki, onlara duyduğum hayranlık sevgim için çok gereklidir…

Üçüncü kadını geçtiğimiz hafta sonu kitap fuarında tanıdım. Gaziantep’ten geliyordu. Adı Nesrin Özyaycı’ydı. Tek başına bir stand kiralamıştı.. Tek başına kitabını tanıtıyordu. Tek başına bir yoldaydı. Gaziantep’teki öğrenim yıllarının üzerine hacettepe Üniversitesi’nde İngiliz Dil Bilimi okuyor, sonra ODTÜ Bursuyla İngiltereye gidiyor, dönüşünde ODTÜ’deki görevine bir yılbaşı günü YÖK kararıyla son veriliyor. Yargıtay kararı ile geri döndüğü görevinden yirmi dakika sonra istifa ediyor. Yani kendi bildiğini okuyor. Kendi bildiğini yazıyor. Şu anda elimde bir kitabı var, adı “Işık”… Esmer ve kararlı bu kadın kendi ellerinin ışığıyla yolunu aydınlatıyor…”