13.Aralık.2002... yer İstanbul CNR Uluslar arası bir Kitap Fuarı... Soğuk bir İstanbul ayazı

var her yerde, ama sıcak bir ruh soluyor kapalı bir mekanda. Yazarlar, yayımcılar, okuyucular

orta yerde koşuşturmalar. Sanki bir ben eksiktim de koşmuşum taa Antepten oralara. Görenler

şaşırdı aslında şaşıracak ne vardı ki... Kendime kiraladığım bir standa Yayınevi “Gaziantep”

yazdırarak katılmıştım altına da adımı. Elimde tek şiir kitabım IŞIK bana yetiyordu heyecanıma.

Birde yolda doğacak olan “KANKA” kitabım anılarımla...

               Bu umutlarla koşmuştum 13 Aralık 2002 sabahına. İşimi gücümü bırakarak kendi gücümle, gayretimle,

Hevesimle doldurmuştum standımı. Tek başmaydım ama içimi dolduran çok şeyler... Bu kadar

Ünlü yazarı tanımak adına bile yeterdi katılımım. Attilla İlhan, Zülfü Livanelli, Ayşenur Yazıcı,

İclal Aydın, Yusuf Hayaloğlu, Sunay Akın, Füsun Önal, İpek Ongun, Ayşe Kulin, Halit Kıvanç,

Nevval Sevindi, Ataol behramoğlu ve niceleri... İzlenimlerim; kendini aşmış ve yaşamlarındaki

göçükleri kitaplarına aktaran kaç yazar bana güç verdi bu katılımımla... Hepsi şaşırmıştı ve üstelik Gaziantep’ ten taa oralara kadar katılan bana hayranlıkla katkıda bulundular... Yazdılar, çizdiler, yayınladılar ulusal boyutta ... Ummadığım desteği görebilmem kadar umut verici ne olabilirdi kendim için...

                Duyarlı olan herkese saygılarımı, sevgilerimi duyurmak istedim gönülden... Sevgili İclal Aydın kaç günlük bebeğini bırakarak koşmuştu Fuara ve 25.Aralık’ta Vatan’da köşesinde “Dört kadın” diye yazdı...        

                O dört kadın’ dan biri olabilmeyi hak etmişmiydim acaba? Halit Kıvanç TGRT’ de konuk ederek gereğini yapı. Expochannel ”Anadoluda Yazarlık” diye bir program yaptı... Füsun Önal kaç defa standıma ziyaretime.Geldi şu sözlerini unutamıyorum “Ben deliyim ama sen zırdeliymişsin Nesrin...Gülüyorum içimden haklımıydı diye! E-Kolay nette yazacağım seni beklersen dedi bekliyorum herkesten beklediğim gibi Füsun Önaldan’da... Ayşe Kulin şaşırdı nasıl geldin kocan ne dedi diye...20 yıl yayınevi bekledim kendim bastırmayı düşünemedim kitabımı diye... Yayınevleri bizleri ciddiye almamakta devam etsin dedim kendisine, ünlülerle uğraşsınlar dedim... Ama kaç yayıncı standıma gelip kitabınızı biz basalım diye söz aldım. Beklemekteyim en duyarlısı olsun diye... “Kanal D” ye bozuldum.. Kaç defa telefonla aradılar beni... Aradıkları magazin haberdi hayır dedim hayır...

              Siz Hülya Avşar ve eşini anlatın dedim inanın onlara... Ya da Reha Muhtar uğraşsın onlarla...Şiir kitabımı İstanbul sokaklarına attım atabildiğimce... Okunmaktadır eminim... Beğenenler tekrar  geldiklerinde resim çektirdiler benimle şaşırmadım, beklediğim sonuçtu bu... Ünlü değildim bir  “Ben sana mecburum” Atilla İlhan gibi ya da “Gözleri İntihar mavisi” Yusuf Hayaloğlu kadar. Ama sattım diyebiliyorum satış adına, paylaşım adına şiirlerimi, duygularımı İstanbul siyah gecelerine...

              2003’ e beş kalayı tek başıma; oradan oraya koşuşturarak barış, dostluk panellerine katılarak, ve geceyi bir öğretmenevinde geçirerek... Sanki 20li yaşlarımın heyecanlı üniversite öğrenciliği gibi tek başımaydım ama huzurla, sevgiyle, barışla, dostlukla... Nice kitap fuarlarına...

 

Paylaş: