8 Mart...

             Tek bildiğim bir tarih belleğimde kazınmış...”Dünya Emekçi Kadınlar Günü”...

Ya da “ezilen kadınlar günü”... Kadın sözcüğü ne kadar geniş benim dünyamda...

En aydın diye tanıdığımız büyük yazar Nazım Hikmet’in bile yazdığı şu dizeler...

“Kadınlarımız

Soframızda yeri

öküzümüzden sonra gelen

Bizim kadınlarımız...”

                  İşte kadın kimliği dünyada. Ezilen, sömürülen, beklenen, sevilen, türkülere yürek

katan kadınlar. Hep üreten kadınlara hayran oldum... Kadın gibi kadınların önünde

eğilmekteyim saygıyla sevgiyle... Kadın kadındır dünyanın her yerinde... Afrikalısı da

Amerikalısı da aynı değişen şey yok aslında. Hepsi ezilmiş, aşağılanmış ama direnmiş her

nasılsa. “Analara kıymayın efendiler” diyen de “Ana gibi yar olmaz Bağdat gibi diyar

olmaz “ diyende bir ananın evladıdır. Analık duygusu, şefkat güzelliği Tanrı’nın kadına

verdiği en kutsal hediyedir diyorum... “Ana hakkı ödenmez”, “Cennet anaların ayak

ları altındadır” sözleri dinimizin kadına vediği değeri anlatmaktadır.

                Ancak ne var ki toplumumuz kadını istediği şekilde kullanmakta ve istismar etmektedir...

Biz bu kullanıma müsaade etmeden onurluca yaşama savaşımızı vereceğiz... Biz üretimin içinde

olmalıyız. El işlerimizle, beyin gücümüzle üreterek sorunlarımızı aşmaya çalışmalıyız. Nasıl mı? Ekonomik olarak. Temizliğe giden Ümmühan teyze’me, fabrikada kilim tezgahlarında çalışan Ayşe’ye, yönetimde söz hakkı olan Fatma hanım’a, genel evde en ağır görevi üslenen Arzu’ya yürekten katılmaktayım... Yaşam savaşlarımıza, ezilmişliğimize, direnişimize...

                İnsanları kadın, erkek diye ayıran feminist ve ataerkil ırkçı soy kırımı şiddetle eleştirmekteyim.

                Kadın, erkek yoktur insan vardır. Saygın, sevgin yüce insanlık onuru vardır diye düşünmekteyim.

                Rağbet güçlüye, güzele, paralıya değil insanadır diyorum. Kadına uygulanan fiziksel şiddetin yaygınlaştığı günümüz dünyasında kadına daha içten, daha insanca davranılmasını istiyorum.

                Ataerkil erkek egemen toplumumuz yapısından az da olsa sıyrılıp, arkasında kadın desteği olan erkeklerimizi daha ılımlı düşüncelerle kadın yaratıcılığına destek vermeye davet etmek istiyorum. İşte o zaman daha güzel çocuklarımızla, daha güzel bir dünyanın barışık kucağında en güzele doğru...

 

Paylaş: